(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 45, 276)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı taraf kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın davacı taraf adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece tespit gününde adlarına tescile karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların sözleri ile kadastro tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği halde tespit bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmemiştir. Daha açık bir anlatımla tespitte saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düştüğü halde çelişki giderilmemiştir. Öte yandan usulün 276. maddesi hükmüne göre bilirkişi kurulu en az bir, en çok üç kişiden oluşur. Keşifte iki yerel bilirkişi dinlenmiş, usulün 276. maddesine aykırı bu işlemin nedenleri hüküm yerinde tartışılmamıştır. Kural olarak aynı taşınmaza ilişkin uyuşmazlıkların birlikte çözümlenmesi sağlıklı sonuca varmanın temel koşuludur. Kadastro tespitine davacı tarafın miras bırakanı Hüseyin Dumandağ'ın dışında Ali, Hüsnü ve Ziyaettin Erdem ile Fevzi, Şükrü, Zeynel ve Muhittin Aksoy, Abdurrahman ve İbrahim Danış'ın da itiraz ettiği dosya içeriği ile saptanmıştır. Ne varki, adı geçenlere ölmüş ise mirasçıları belirlenerek aleyhlerindeki komisyon kararı yöntemine uygun şekilde tebliğ edilip, süresinde dava açıp açmadıkları incelenmemiş, dava açtıkları takdirde davaların birlikte çözümleneceği düşünülmemiştir. Bu olgunun gözardı edilmiş olması dava ekonomisine de aykırıdır. Kaldıki, aynı taşınmaz hakkında açılan davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davayı etkileyeceği kuşkusuzdur. Usulün 45 ve onu izleyen maddeleri dikkate alındığında bu olgunun belirlenmesi halinde davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir. Bu nedenle davaların da birleştirilmesi gerekir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı taraf dışında tespite itiraz edenlere ölmüş ise mirasçıları nüfus kayıt örnekleri getirtilerek belirlenmeli, bunlara aleyhlerindeki komisyon kararının tebliğ edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, tebliğ edilmemiş ise 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca ilgililere aleyhlerindeki komisyon kararı tebliğ edilmeli, süresinde dava açıp açmadıkları belirlenmeli, dava açtıkları takdirde davaların birlikte görüleceği düşünülmeli, dava konusu taşınmaza dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları belgeler davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, yasal süresinde aleyhlerindeki komisyon kararına karşı kadastro mahkemesinde dava açmadıklarının belirlenmesi halinde yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yerel ve uzman bilirkişi, fen memuru, tespit tutanağı bilirkişileri ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi usulün 276. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde seçilmeli, bundan sonra yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki aykırılık giderilmeli, özellikle tespit tutanağı bilirkişisi Ali Yıldız'ın tutanaktaki beyanı dikkate alınarak davacı tarafın taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin ortakçı yada yarıcı şeklinde olup olmadığı, bir başka deyişle fer'i nitelikte olup olmadığı belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları dava konusu taşınmaza dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 4.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy