(3402 S. K. m. 11, 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Kazım mirasçıları Ahmet ile davalı Dursun tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 2,3 ve 51 parsel sayılı sırasıyla 1160,1520 ve 1553 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına ve tapu dışı pay satışına dayanılarak paylı olarak 2 nolu parsel Ahmet ve Dursun 3 nolu parsel Kazım ve Dursun 51 nolu parselin yarısı Dursun diğer yarısı da Kazım adına tespit edilmiştir. Komisyonca itirazları reddedilen davacı Kazım 3 ve 51 nolu parsellere karşı davalı Dursun 'a senetle satılan yerlerin davalı parseller olmadığından 2 nolu parseldeki davalının 1/2 payını iptali ile kendi adına 51 nolu parseldeki davalının 2/4 payının iptali ile yarısının kendi adına tescili için davacı Ahmet 2 ve 51 nolu parsellerin tespitinin iptali ile her iki parselinde kendi adına tescili için tapu dışı satışa konu olan yerin dava konusu yerlerden olmadığını ileri sürerek davacı Dursun ise tapu dışı senetle taşınmazların tamamını aldığını ileri sürerek Ahmet ve Kazım paylarının iptali için ayrı ayrı açtıkları davalar birleştirilmiştir. Mahkemece davacıların davasının reddine, taşınmazların tespit gibi tesciline 3 ve 51 nolu parsellerin Kazım ölmüş olması nedeniyle Kazım payının mirasçıları adına miras payları oranında tespit gibi tesciline karar verilmiş,hüküm davacı Kazım mirasçıları Ahmet ile davalı Dursun tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazlar tutanaklarında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalılar adına paylı olarak ayrı ayrı tespit edilmiştir. Mahkemece davacıların davalarında samimi olmadıkları, davacı Dursun'un tutunduğu senette gösterilen miktardan fazla taşınmazın, adına tespit edildiği, yerel bilirkişilerin dayanılan senetteki taşınmazın yerini gösteremedikleri, kadastro tutanağında tespit edilen payların uygun olduğu, davacıların tespite karşı yaptıkları itirazlarında bildirdikleri parsel sayıları ile dava dilekçesindeki Dursun'a sattıklarını söyledikleri parsel sayılarının farklı olduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davanın niteliği ve içeriği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacılar tapu kaydına, tapu dışı pay satın almaya dayanarak dava açmışlardır. Dayanılan tapu kaydının dava dışı 1 ila 52, 77, 78, 79 ve 89 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gördüğü dosya içeriği ile belirlenmiştir. Öte yandan davacı Dursun 4.8.1980 tarih 10154 yevmiye numaralı noterce düzenlenen satış vaadi sözleşmesine dayanmıştır. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacıların dayandığı tapu kaydının kapsamının yöntemine uygun şekilde belirlenmesi zorunludur. Mahkemece bu doğrultuda yapılan araştırma, soruşturma yöntemine uygun değildir. Davacıların dayandığı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte tapu kadastro genel müdürlüğü ve tapu sicil müdürlüğünden getirtilmemiş, uygulamada revizyon gördüğü dava dışı parseller göz önüne alınmamıştır. Kural olarak kadastro sırasında bir kaydın bir parsele yada parsellere revizyon görmüş olması o yere ait olduğu anlamına gelmez. Kaydın kapsamı mahkeme aracılığı ile belirlenir. Öte yandan kaydın kapsamı belirlenirken revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlarında göz önüne alınması zorunludur. O halde öncelikle davacıların dayandığı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte iktisap nedenlerini ve açıkta kalmayacak şekilde tüm malik ya da maliklerin paylarını gösterecek şekilde tapu kadastro genel müdürlüğü ve tapu sicil müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dava konusu taşınmazlar ile dayanılan tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı 1 ila 52, 77, 78, 79 ve 89 parsel sayılı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita kadastro müdürlüğünden getirtilmeli, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar, tespit tutanağı bilirkişiler hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle 3402 sayılı Kadastro Kanununu 20.maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmalı, kapsamları belirlenmeli, bu belirleme yapılırken revizyon gördüğü dava dışı parseller göz önüne alınmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri haritasında işaret ettirilmeli, bundan sonra davacı Dursun'un dayandığı 4.8.1980 tarih 10154 yevmiye numaralı noterce düzenlenen satış vaadi sözleşmesi yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kapsamı belirlenmeli, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde taraflara bu konuda tanık dinletme olanağı sağlanmalı, tespit tutanağı bilirkişileri, taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yapılacak keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleriyle tutanak bilirkişilerinin beyanları arasında aykırılık olduğu takdirde çelişki giderilmeli, tapu kaydının uygulanmasına ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri dıştan komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, davacı Dursun'un tutunduğu 4.8.1980 tarih 10154 yevmiye numaralı noterce düzenlenen satış vaadi sözleşmesinin kapsamı olan taşınmaz bölümü yönünden 3402 sayılı K.K.nun 13/B-b maddesi hükmünde öngörülen 10 yıllık sürenin aranmayacağı dikkate alınmalı, taşınmazların tümünün yada bir bölümünün tapu kaydının kapsamı dışında kalması halinde tapu kaydı kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmazlarla ilgili kesimler yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan gerektiğinde tutanak bilirkişilerinden ayrıntılı gerekçeli bilgi alınmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, tarafların dayandıkları tapu kaydındaki payları duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Kazım mirasçıları ile Ahmet ve davalı Dursun 'un temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy