(1086 S. K. m. 53) (3402 S. K. m. 12)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı K. mirasçılarından Y. ve E.Y. ile davalı S. mirasçısı K. Y. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Davacılardan K. mirasçıları, tapu kaydına dayanarak, diğer davacılar B. Köyü tüzel kişiliği ile Hazine ise dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğunu öne sürerek dava açmışlardır. Dosya içeriğine göre davacı K. mirasçılarının kadastro komisyon kararına karşı açtıkları davanın yasal süresinde olduğu belirlenmiştir. Hazine ise açılan davaya usulün 53 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde katılmıştır. Kural olarak bir taşınmaz hakkında dava açılması halinde aleyhindeki komisyon kararının tebliğine rağmen yasal süresinde dava açmayanların sonradan açtıkları davalar ise görülmekte olan davalara katılma niteliğindedir. Hal böyle olunca davacı Hazine ve B. Köyü tüzel kişiliğinin açtıkları davaların katılma niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Bu olguların temel dayanağı aynı taşınmaz ya da taşınmazlar hakkında açılan davaların birlikte çözümlenmesinin sağlıklı sonuca ulaşmanın temel koşulu ve dava ekonomisine uygun olmasıdır. Az yukarıda saptanan bu olgular dikkate alındığında mahkemece davacı köy tüzel kişiliğinin davası hakkında görevsizliğe karar verilmiş olması isabetsizdir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre yanlar arasındaki uyuşmazlık dava konusu taşınmazın mera olup olmadığı yönünde toplanmıştır. Öte yandan mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere göre de davacı K. mirasçılarının tutunduğu Şubat 1290 tarih 2230 sayılı her yerde bulunması mümkün doğal nitelikteki "tarik ve dere" sınırlarını ihtiva eden davacı K. ve mirasçıları ile kayıt malikinin akdi ya da irsi ilişkisi kanıtlanamayan tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olmadığı da belirlenmiştir. Öte yandan mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanıla gelmiş olmasına bağlıdır. Kural olarak dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılıp yapılmadığı 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar uyarınca Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü'nden sorulup saptanması gerekir. Yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma 4342 Sayılı Yasa uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılıp yapılmadığının mülki amirlikten sorulup saptanması zorunludur. Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma yapılmamıştır. Kuşkusuz 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar ile 4342 Sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığının Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü'nden, 4342 Sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı mülki amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçı bilirkişi ve tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerin beyanları çeliştiği taktirde tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçı bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmadığı dikkate alınarak tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, davalı olup olmadıkları, tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip, irdelenmeli, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye uzman ziraatçı bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı K. mirasçılarından Y. ve E.Y. ile davalı S. mirasçısı K.Y'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.07.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy