(1086 S. K. m. 7, 38)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin süresinde olduğu anlaşılmış ise de duruşma masraflarının yatırmadığından duruşma isteminin reddine, dosyanın duruşmasız olarak incelenmesine karar verildi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin raporu ve açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Davacı Ş.E., eşi C.B.E. ile kardeşleri adına paylı olarak tapuda kayıtlı 114 ada 13 parsel sayılı taşınmazın iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğu halde davalıların taşınmazdaki paylarını devir ve temlik ettiklerini ileri sürerek taşınmaz tapu kaydının iptali ile iştirak halinde mülk olarak tapuya tescili için dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Ş.E. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesi hükmüne dayalı ve kesinleşen kadastroya karşı açıldığı belirlenen tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriğine, davaya konu yapılan taşınmazın tapu kayıt örneğine göre davada M.K'nın taraf olması zorunludur. Hal böyle olunca davanın açıldığı günde gerçek hasma yöneltilen bir dava bulunmadığının kabulü gerekir. Kural olarak istek olmasa bile mahkemece yargılamanın her aşamasında öncelikle görev, daha sonra husumet yönünün göz önünde tutulması zorunludur. Görev ve husumetin çakışması halinde önce görev sorununun çözümlenmesi gerekir. Öte yandan davacı Ş.E'nin eşi C.B'nin vefat ettiği saptanmıştır. Adı geçenin nüfus aile tablosu getirtilerek davacı Ş. dışında C.B'nin başka mirasçılarının bulunup bulunmadığı araştırılmamış, başka mirasçılar var ise reşit ve mümeyyiz (ergin) olup olmadıkları belirlenmemiş, dava niteliği dikkate alınarak terekeye temsilci tayin ettirilerek davaya tereke temsilcisi huzuru ile devam edilip edilmeyeceği de sağlıklı biçimde belirlenmemiştir. Öte yandan terekeye temsilci tayini için genel mahkemeye dava açıldığı da dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Mahkemece bu davanın sonucunun beklenmesine gerek olmadığı yolundaki ara kararı ile hüküm yerindeki gerekçenin yasal bir dayanağı da bulunmamaktadır. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın açıldığı günde davacının husumeti tevcihe yetkisinin bulunup bulunmadığı bir başka deyişle aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Kaldı ki davanın açıldığı günde gerçek hasma yöneltilen bir dava bulunmadığı dikkate alınarak davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Ş.E'nin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.07.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy