(3402 S. K. m. 14, 16/B)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 191 ada 112 parsel sayılı 374,78 m2 yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı parsele uygulanan vergi kaydının miktar fazlası ve orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Cengiz Çetin babalarından kardeşleri Ahmet ve Mustafa ile beraber satın aldıklarını, adlarına tespit edilen 10 sayılı parselden ayrıldığını, iptali ile kendisi ve kardeşleri Ahmet ve Mustafa Çetin adına tescilini isteyerek dava açmıştır. Duruşma sırasında dava açmayan Ahmet ve Mustafa Çetin davaya muvafakat etmişlerdir. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu parselin davacı Cengiz Çetin ile kardeşleri Ahmet ve Mustafa Çetin adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın dayandığı dava dışı 10 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören 343 tahrir sayılı vergi kaydının miktar fazlasından oluşan dava konusu taşınmazın, kamu malı niteliğinde harman yeri olmadığı tespit gününde adlarına tescile karar verilen zilyet davacılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de toplanıp değerlendirilen delillere göre yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Davacıların dayandığı dava dışı 10 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören vergi kaydında nizalı parsel yönü "harman yeri" olarak sınır tarif edilmiştir. Taşınmazın kuzey ve doğu sınırlarını oluşturan (1) parsel sayılı taşınmazın harman yeri niteliği ile sınırlandırıldığı ve tespitinin kesinleştiği dosya kapsamı ile belirlenmiştir. Saptanan bu hukuksal olgu karşısında yerel bilirkişi ve tanıkların resmi kayıt ve belgelere aykırı düşen dayanaktan yoksun sözlerine değer verilemez. Daha açık bir anlatımla dayanılan ve dava dışı 10 parsel sayılı taşınmaza miktarıyla revizyon gören 343 tahrir sayılı vergi kaydının sınırında tarif edilen "harman yeri" sınırı kesinleşen hukuksal ve eylemli durumla doğrulanmıştır. Hal böyle olunca vergi kaydı miktar fazlasından oluşan dava konusu taşınmazın harman yeri olduğunun kabulü gerekir. Bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın reddine dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü gereğince harman yeri olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 4.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy