(3402 S. K. m. 14, 30) (1086 S. K. m. 272)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılardan Mehmet Ali İtik ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 114 ada 213, 192 ve 175 parsel sayılı 681.59 m2, 4642.65 m2 ve 22719.90 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar Mehmet Ali İtik ve Mehmet İtik'in zilyetliğinde olduğu beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Mehmet Ali ve Mehmet İtik zilyetliğe dayanarak dava açmıştır.
Dava sırasında Vakıflar Genel Müdürlüğüne izafeten Kütahya Bölge Müdürlüğü taşınmazların Hasan Basri Hazretleri Vakfından olduğunu ileri sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece davacıların davalarının reddine, müdahil davacı Vakıfların davasının kabulüne, taşınmazların Vakıflar Genel Müdürlüğü adına mazbut Vakıflardan olan Seyit Hasan Basri Vakfı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılardan Mehmet Ali İtik ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 114 ada 192, 175 ve 213 parsel sayılı taşınmazların katılan davacı Vakıflar İdaresinin dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacıların davası zemine yöneliktir. Davacı Vakıflar İdaresi evvel 1321 tarih 420 sayılı tapu kaydına ve kaydın dayanağı Muharrem 1335 tarih 608/23 sayılı ilama dayanmıştır. Ne var ki tapu kaydının uygulamasına ilişkin bilirkişi ve tanık sözleri soyut nitelikte dayanaktan yoksun gerekçesiz sözlerden ibaret olup uzman bilirkişi tarafından düzenlenen harita da keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden özellikle Vakıflar İdaresinin tutunduğu tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri haritada işaretlenmediğinden yetersiz kalmıştır.
Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle katılan davacı Vakıflar Genel Müdürlüğünün tutunduğu tapu kaydı ve dayanağı ilam yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişiye düzenlettirilecek geniş kapsamlı haritada işaret ettirilmeli, kayıtta tarif edilen sınır yerlerinden bir bölümünün istikamet bildiren ve nokta sınır niteliğinde bulunduğu dikkate alınmalı, uygulamada dayanılan tapu kaydının ve dayanağı ilamın dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğünün anlaşılması halinde revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlarda uygulamada göz önünde tutulmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, özellikle uygulamada katılan davacı Vakıflar Genel Müdürlüğünün temyize cevap lahiyasına eklediği kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri de yerel bilirkişiden sorulup saptanmalı, dıştan komşu taşınmazların tespit tutakları ve varsa kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde taraflara bu konuda tanık dinletme olanağı sağlanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Mehmet Ali İtik ile davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy