(3402 S. K. m. 5)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 244 parsel sayılı 27.500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı B.U. ve paydaşları adına, 245 parsel sayılı 58375 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise tapu kaydına miras yoluyla gelen hakka, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak Ş.G. adına tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı Hazine kayıt miktar fazlasına yönelik dava açmış, ayrıca A.Ö'nün miras bırakanı adına kayıtlı tapuların miktarlarının düzeltilmesi için tespit öncesi Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı E.U.. B.U., S.G., V.Y., O.G., AÇ., Ş.A., M.K. ve Ş.G'nin öncelikle sınır ihtilafının çözümlenmesi istemiyle katıldıkları dava dosyası kadastro mahkemesine aktarıldıktan sonra dava dosyaları birleştirilmiştir. Yargılama sırasında Ş.T. dedesi A ve babası G'den gelen miras hakkına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 244 parsele yönelik davaya katılmıştır. Mahkemece Ş.T'nin davasının kabulüne, diğer davaların reddine, 244 parsel sayılı taşınmazın AT. mirasçıları, 245 parsel sayılı taşınmazın Ş.G. mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro sırasında dava konusu taşınmazlar davalı olduğundan söz edilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5. maddesi hükmü uyarınca malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespitten önce. genel mahkemeye açılan dava görevsizlik kararı İle kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Kural olarak bu nitelikteki davalarda, bir başka deyişle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5. maddesi hükmü uyarınca tespiti yapılan taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıklarda kadastro hakiminin 3402 Sayılı Yasada belirtilen askı ilanlarını yöntemine uygun şekilde yaptırması zorunlu olup, askı ilanları yapılmadıkça yargılamaya başlanmasına olanak bulunmamaktadır. Bu olgu kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece bu olgunun göz ardı edilmesi isabetsizdir. Öte yandan bu nitelikteki davalarda tespitten önce açılan görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan davanın tarafları ile tespit maliklerinin tümünün tespite itiraz edenler varsa muterizlerin tümünün davada taraf olmaları zorunludur. Ne var ki, yöntemine uygun şekilde taraf koşulu da oluşturulmamıştır. Taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöntemine uygun şekilde dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak askı ilanları yapılmalı, bundan sonra yargılamaya başlanmalı, davada taraf olmadığı belirlenen tespit maliklerinden Nizamettin, Nejdet, Nejat ve N.H. ile S., 1., S. ve S.T'ye dava dilekçesi ve duruşma günü 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmeli, adı geçenlerden davaya karşı diyecekleri delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, bundan sonra iddia ve savunma doğrultusunda toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece gerekli askı ilanları yapılmadan, taraf koşulu oluşturulmadan işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup;
Sonuç: Davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA; bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 28.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy