(3402 S. K. m. 14, 30)
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 104 ada 16 ve 139 ada 22 parsel sayılı sırasıyla 570161.20 m2, 24412.67 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliği ile davalı hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı S. Şanver kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 139 ada 22 parselin tamamı ile 104 ada 16 sayılı parselin bir bölümü için dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, 139 ada 22 sayılı parselin tamamı ile 104 ada 16 sayılı parselin keşif haritasında (A) harfi ile gösterilen sarıya boyalı 10071.34 m2'lik bölümünün davacı, 16 sayılı parselin (B) ve (C) harfleri ile gösterilen toplam 560089.86 m2'lik bölümünün davalı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde tesbit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazların tesbit tutanağı içeriği incelendiğinde hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanlarının çeliştiği tartışmasızdır. Bir başka deyişle kadastro tesbitin de saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düşmüştür. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tesbit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların sözleri ile tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy