(1086 S. K. m. 45) (3402 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı-Hazine ila davaya katılan Fatma Oruç tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 110 ada 59, 62, 63, 67, 77 ve 87 parsel sayılı 11000, 13600, 9300, 32000, 14700 ve 4000 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davacı Sait Oruç adına, aynı ada 84 parsel sayılı 8000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davada taraf olmayan Musa Oruç adına vergi kaydına, bağışa, paylaşmaya ve zilyetliğe dayanılarak tesbit edilmiştir. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 8.maddesi gereğince yapılan inceleme sonunda komisyonca taşınmazlar Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı Sait Oruç dava konusu taşınmazları babasının sağlığında taşınmazlarını taksim ederek kendisine verdiğini ve zilyet bulunduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Dava sırasında da Mehmet kızı Fatma Oruç 62, 67 ve 77 parsel sayılı taşınmazların kendisine ait bulunduğunu ileri sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece davacı Sait'in davasının kabulüne, davaya katılan Fatma'nın davasının reddine, 110 ada 59, 63, 84 ve 87 parsel sayılı taşınmazların davacı Sait Oruç adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ile davaya katılan Fatma Oruç tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyiz konusu 110 ada 59, 63, 84 ve 87 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyedi davacı Sait Oruç yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, katılan davacı Fatma Oruç'un davasına konu 62, 67 ve 72 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde tespit gününde katılan davacı Fatma Oruç yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği, adı geçenin paylaşma olgusunu kanıtlayamadığı gerekçe gösterilerek sözü edilen 62, 67 ve 72 parsel sayılı taşınmazlar hakkında hüküm yerinde olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeksizin katılan davacı Fatma Oruç'un davasının reddine karar verilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere ve duruşma tutanağına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu 110 ada 59, 63, 84 ve 87 parsel sayılı taşınmazlar ile hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeyen 62, 67 ve 72 parsel sayılı taşınmazlar dışında kalan dava dışı başka taşınmazlarla ilgili davaların, daha açık bir anlatımla 110 ada 3, 7, 9, 10, 11 ila 15, 18 ila 68, 72 ila 93 parsel sayılı taşınmazlar hakkında dava açıldığı, daha sonra dava dosyalarının tefrik edildiği anlaşılmaktadır. Kural olarak usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava konusu taşınmazlardan biri veya bir bölümü hakkında verilecek hükmün diğer davanın ya da davaların sonucunu etkileyeceğinin anlaşılması halinde davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca davaların birlikte görülmesi zorunludur. Öte yandan bu olgu dava ekonomisine de uygundur. Somut olayda dava dilekçesi içeriği, dava niteliği, dava konusu taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde saptanan maddi ve hukuki olgular ile komisyon kararının nitelik ve içeriği dikkate alındığında davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın bulunduğu kuşkusuzdur. O halde öncelikle tefrik edilen taşınmazlarla ilgili dava dosyaları ile iş bu dava dosyası usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca birleştirilmeli, davalar tefrik edildikten sonra sonuçlanan davalar ve kesinleşen hükümlerin bulunduğu saptandığı takdirde sözü edilen dava dosyaları da getirtilip incelenmeli, deliller değerlendirilirken bu olgularında gözönüne alınacağı düşünülmeli, bundan sonra iddia ve savunma doğrultusunda toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de 62, 67 ve 72 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davalar reddedildiği halde bu taşınmazlar hakkında hüküm yerinde infazı mümkün olacak şekilde sicil oluşturulmamış olması dahi isabetsiz, katılan davacı Fatma Oruç ile davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 27.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy