(1086 S. K. m. 237)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü.
Kadastro sırasında 101 ada 1027 parsel sayılı 108.90 m2 yüzölçümündeki taşınmaz satın alma nedeniyle davacı Hasan Orhan'ın zilyetliğinde bulunduğu, ancak, satış bedelinin ödenmemesi nedeniyle satış işleminin hukuksal değerinin bulunmadığı belirtilerek ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak M. E. O. adına tespit edilmiştir. Davacı H. O. miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak M. E. O. mirasçıları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Dava sonucunda verilen hükmün temyizi üzerine sevk edilen Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26 ve 27. maddeleri hükmü gereğince davanın görev yönünden reddine karar verilerek dava dosyası kadastro mahkemesine aktarmıştır. Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın öncesinin davalı tarafın miras bırakanı M. E. O. a ait olduğu tapuda kayıtlı olmadığı, davalıların miras bırakanı tarafından davacı tarafa satılıp zilyetliğinin devredildiği, tespit gününe kadar taşınmaz üzerinde 20 yılı aşkın süre ile davacı tarafın zilyet bulunduğu mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Kural olarak zilyetlikte iyi niyet koşul değildir. Öte yandan davacı H. O. tarafından davalıların miras bırakanı M. E. O. a ya da mirasçıları davalılara satış bedelinin ödenmemiş olması kişisel hak doğurur. Kuşkusuz koşullarının varlığı halinde davalılar satış bedelini görevli ve yetkili hukuk mahkemesinde dava yolu ile istihsal edebilirler. Kesin hükmün koşullan usulün 237. maddesi hükmünde duraksamasız tanımlanmıştır. Yanlar arasında koşullan usulün 237. maddesi hükmünde tanımlanan biçimde kesin hükmün varlığından söz edilebilmesi için müddeabihin tarafların ve dayanılan hukuksal nedenlerin aynı olması zorunludur. Somut olayda davaya konu yapılan taşınmaz bir başka deyişle müddeabih aynı değildir. Mahkemece bu olgular göz önüne alınarak davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı taraf adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yasal dayanağı bulunmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy