(1086 S. K. m. 73) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 1807, 1864, 1922,2319 ve 2349 parsel sayılı taşınmazlar miras ve paylaşma yoluyla gelen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Y. adına, 1949 parsel sayılı taşınmaz ise miras hakkına, paylaşmaya, pay satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Y. ile dava dışı Y.Y., N. ve D. adlarına paylı olarak tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen A., H., K. ve H.K. ortak miras bırakan E'den gelen hakka dayanarak Y. aleyhine dava açmışlar, yargılama sırasında da 1807, 1849 ve 2349 parsel sayılı taşınmazlarda E. ve T'den gelen miras hakları olduğunu öne sürerek davalı Y. ise taşınmazların miras bırakanları A.T'ye ait olduğunu, ancak miras bırakan E'nin sağlığında kendisinden taşınmazları satın aldığını öne sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece usule ilişkin Yargıtay yönünden bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine, taşınmazların tespit gibi davalı Y. adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların tespit tutanaklarında saptanan hukuksal olgular ile iddia ve savunmaya, toplanıp değerlendirilen deliller ile bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Kural olarak kadastro davaları lehine tespit yada kadastro komisyonunca adlarına tescile karar verilen kişi yada kişiler arasında görülür. Bir başka deyişle, kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür. Bu olgu göz önüne alınarak dava konusu 1849 parsel sayılı taşınmazın tespit maliklerinden davada taraf olmadıkları belirlenen Y.Y., N. ve D'ye dava dilekçesi ve duruşma günü yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmeli, husumet yaygınlaştırılarak bu yolla 1849 parsel sayılı taşınmaza yönelik dava ile ilgili olarak taraf koşulu oluşturulmalı, adı geçenler duruşmaya geldiklerinde davaya karşı diyecekleri delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, bundan sonra 1807, 1849, 1864, 1922,2319 ve 2349 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak yapılan araştırma, soruşturmanın da yetersiz olduğu göz önünde tutularak dava konusu taşınmazların sınırında komşu tüm taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan sonra taşınmazlar başında, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar, tespit tutanağı bilirkişileri de hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, özellikle çekişmeli taşınmazların tümünün ortak miras bırakan E'ye ya da T'ye veya taşınmazların öncesinin E. ve T'ye ait olup olmadığı belirlenmeli, öte yandan davaya konu yapılan taşınmazların hangilerinin miras bırakan E'ye, hangilerinin T'ye ait olduğu duraksamasız belirlenmeli, bu konuda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, dava konusu taşınmazların kim yada kimlere ait olduğu duraksamasız belirlendikten sonra adı geçenin ölümü ile mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, mirasçılar arasında paylaşma yapılmamış ise miras paylarının satışa konu olup olmadığı araştırılmalı, davalı tarafın dayandığı senet yerine uygulanıp kapsamı belirlenmeli, komşu parsellerin tespit tutanakları içeriği ve dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, tespitte saptanan hukuksal olgularla keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri çeliştiği takdirde tutanak bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek aykırılık giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz, davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy