(1086 S. K. m. 45, 288, 290) (818 S. K. m. 213) (1512 S. K. m. 89)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar A. Çingiroğlu ile F. Benlioğlu tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kural olarak usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmüne göre davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer dava ya da davaların sonucunu etkileyeceğinin anlaşılması halinde davalar arasında fiili ya da hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir. Bu durumda davaların birleştirilmesi zorunludur. Öte yandan tutunulan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğu öne sürülmüştür. Bu yoldaki iddia doğrultusunda görevli Sulh Hukuk Mahkemesine açılan davaların hakka etkin ayın davası ile birleştirilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gibi dava ekonomisine de uygundur.
Vakıflar İdaresinin davası şerhe yönelik olup zemine ilişkin değildir. Ne var ki, Vakıflar İdaresinin davası kütüğün beyanlar hanesine şerh verilmesine ilişkindir. Hal böyle olunca sözü edilen davanın da diğer dava dosyaları ile birleştirilmesi yasaya uygundur. İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre iptali istenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin Borçlar Kanununun 213. Noter Kanununun 89. maddesi hükmüne uygun olduğu aksinin usulün 288 ve 290. maddesi hükümleri uyarınca yöntemine uygun şekilde kanıtlanamadığı tespite esas alınan tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günde bir başka değişle kök tapu kaydında davacı vakıflar İdaresinin davasının dayanağını oluşturan N. Valide Sultan Vakfından icareteyinli şerhinin bulunduğu dikkate alındığında kök tapu kaydının tedavüllerinde sözü edilen şerhin bulunmamış olması sonuca etkili değildir. Açık bir anlatımla kök tapu kaydının tedavülü olan kayıtlar şerhle sınırlı olmak üzere gerçeği yansıtmayan sicil niteliğindedir. Dava ve temyize konu taşınmazların dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı tapu dışı yöntemine uygun biçimde paylaşıldığı adlarına tescil kararı verilen zilyetleri yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 13. maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece toplanıp doğru olarak değerlendirilen delillerle saptanmıştır.
Delillerin değerlendirilmesi mahkemeye aittir.
Sonuç: Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre A. Çingiroğlu ile F. Benlioğlu'nun sair temyiz itirazlarının reddine, ne var ki; davacı Vakıflar İdaresi tarafından 108 ada 98 parsel sayılı taşınmaz hakkında şerhe yönelik bir dava açılmadığı halde 108 ada 98 parsel sayılı taşınmaz hakkında da 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19/2 maddesi hükmünün uygulanmış olması isabetsiz davacı A. Çingiroğlu ile F. Benlioğlu'nun temyiz itirazları bu nedenle yerinde ise de yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm yerinden 108 ada 98 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine N. Valide Sultan Vakfında icareteyinli şerhinin işlenmesine sözlerinin hüküm yerinden çıkarılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından ilam harcı alınmasına yer olmadığına, 03.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy