(3402 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve komşu köylerde oturan kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler huzuruyla yapılacak keşifte davacı tarafın dayandığı tapu kaydının uygulanarak kapsamının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi, dinlenecek yerel bilirkişiler ve tanıklardan zilyetliğin başlangıcı, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında maddi olaylara dayalı bilgi alınması, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara ait olduğunun belirlenmesi halinde, tapu kaydı yüzölçümü fazlasının harman yerinden kazanıldığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulup, dosya yetkisizlikle Altunhisar Kadastro Mahkemesine gönderildikten sonra bozma kararı doğrultusunda yapılan yargılama sonucu davacılar A. Akçay mirasçılarının davalarının kabulü ile taşınmazın A. Akçay mirasçıları adlarına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan araştırma ve soruşturma sonucunda dava konusu 830 parsel sayılı taşınmaz üzerinde, tespit gününde adlarına tescile karar verilen zilyet davacılar A. Akçay mirasçıları yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan bozma kararı dışında kalan yönler ise kesinleşir. Gerçekten hükmüne uyulan bozma kararında davacı A. Akçay mirasçılarının tutunduğu tapu kaydının yerine yöntemine uygun şekilde uygulanması gereğine değinilmiştir. Dayanılan dava dışı 823, 825, 826, 827, 828 ve 829 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören tapu kaydında nizalı parsel yönü harman yeri olarak sınır tarif edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın batı sınırını kısmen oluşturan 834 parsel sayılı taşınmazın ise harman yeri niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği dosya içeriği ile belirlenmiştir. Hal böyle olunca kayıtta tarif edilen sınır yeri eylemli durumla doğrulanmıştır. Kural olarak kayda ve eylemli duruma aykırı düşen yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Öte yandan kayıtlar lehe olduğu kadar aleyhe de delil olabilir. Hal böyle olunca kayıt miktar fazlasından oluşan dava konusu 830 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde harman yeri olduğunun kabulü gerekir. Bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın reddine, dava konusu taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca harman yeri olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi uzman bilirkişi İ. Alkan tarafından düzenlenen 30.7.1997 günlü haritada 830 parsel sayılı taşınmazın a harfi ile işaretli 2775 m2 yüzölçümünde davalı hazine adına tescile karar verilen kesiminin davalı Hazinenin temyizine konu olmadığı, bu bölümün Hazine yönünden kesinleştiği, Hazinenin önceki günlü temyizinin 830 parsel sayılı taşınmazın aynı haritada b ve c harfleri ile işaretli bölümlerine yönelik olduğu gözardı edilerek bozma kararı dışında kalarak kesinleşen yönleri de değiştirecek biçimde hüküm kurulması da isabetsiz, davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy