(3402 S. K. m. 5, 30)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine ile katılan Fethi U. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak aynı doğrultuda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan bozma kararı dışında kalan yönler ise kesinleşir. Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde bozma kararı gerekleri tümü ile yerine getirilmemiş, orada öngörülen biçimde yeterli araştırma ve soruşturma yapılmamıştır.
Öte yandan iddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve bilgilere göre dava konusu taşınmazların, kadastro tesbitinin 3402 sayılı K.K. 5. maddesi hükmü uyarınca malik haneleri açık bırakılmak sureti ile yapıldığı tesbitten önce genel mahkemeye açılan tescil davasının görevsizlik kararıyla kadastro mahkemesine aktarıldığı dosya kapsamı ile belirlenmiştir. Hal böyle olunca sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için mahkemece yapılacak ilk iş, öncelikle aktarılan davanın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenmesi gerekir. Ne var ki, mahkemece aktarılan davanın kapsamı da yöntemine uygun şekilde belirlenmemiştir. Öte yandan dosya içeriğine göre davacı taraf tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmıştır. Daha önce davacı tarafça genel mahkemeye açılan tapu kaydının yüzölçümünün düzeltimine ilişkin davanın, retle sonuçlandığı, hükmün kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki sözü edilen dava dosyası ile dayanağı kesinleşen mahkeme ilamı getirtilip incelenmemiş, o davanın tarafları ile görülmekte olan bu davanın taraflarının aynı kişi ya da kişiler olup, olmadığı, aralarında akdi irsi ilişki bulunup bulunmadığı, taraflar hakkında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde öngörülen biçimde kesin hüküm, bulunup, bulunmadığı araştırılmamıştır. Kaldı ki yetkili idari merciler tarafından taşınmazların bulunduğu bölgede yapılan ve kıyı kenar şeridini belirleyen yönetimsel işlemin kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmiş ise, hangi günde, kesinleştiği sağlıklı biçimde saptanmamıştır. Öncelikle taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından yapılan kıyı kenar şeridini belirleyen yönetimsel işlemlerin kesinleşip kesinleşmediği kesinleşmiş ise hangi günde kesinleştiği duraksamazsız belirlenmelidir.
Kuşkusuz sözü edilen yönetimsel işlemler kesinleşmemiş ise aynı doğrultudaki araştırmanın 13.3.1972 günlü 7/4 sayılı İ.B.K kararı uyarınca yapılacaktır. O halde öncelikle tapu kaydının sınırlarının düzeltimine ilişkin açılan ve retle sonuçlanan dava dosyası ve dayanağı ilam getirtilmeli, bundan sonra taşınmazlar başında yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı. Yansız, yerel ve uzman bilirkişi, fen memuru ve üç kişilik jeolog veya jeomorfoloktan oluşacak uzman bilirkişi kurulu tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar tesbit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle aktarılan davanın dilekçesi yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine uygulanmalı dava dilekçesinde tarif edilen sınır yerleri yerel bilirkişiye ayrı ayrı göstertilmeli, uzman bilirkişiden haritasında sözü edilen sınır yerlerini işaret etmesi istenmeli bundan sonra kadastro paftası zemine ablike edilmeli, aktarılan davanın kapsamı olan taşınmazların kadastro sırasında hangi parsel yada parseller altında tesbit edildiği daha açık bir anlatımla 21, 22 ve 47 parsel sayılı taşınmazların, gerçekten aktarılan davanın kapsamı olup, olmadığı belirlenmeli daha sonra taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından yapılan kıyı kenar şeridinin belirlenmesine ilişkin yönetimsel işlem kesinleşmiş ise dayanağı haritanın ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği ve tapu kaydının sınırlarının düzeltilmesine ilişkin kesinleşen hükmün dayanağı haritanın ölçekleri eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi fen memuru ve uzman jeolog yada jeomorfolok bilirkişiler aracılığıyla çakıştırılmak sureti ile yerine uygulanmalı.
Uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla aktarılan davanın kapsamı olan taşınmazların gerçekten 21 22 ve 47 parsel sayılı taşınmazlar olup olmadığı 47 parsel sayılı taşınmazın tümü yada bir bölümünün kıyı kenar şeridi kapsamında kalıp kalmadığı, tapu kaydının sınırlarının düzeltimine ilişkin dava sonucunda verilen ve kesinleşen hükmün çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığı duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra taşınmazlar üzerinde sürdürülen, zilyetliğin başlangıç günü süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı kıyı kenar şeridinin kapsamında kalan taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olusun hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerinin denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, taraflar arasında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde öngörülen biçimde kesin hüküm yada güçlü delil bulunup bulunmadığı araştırılmalı, güçlü delilin aksinin daha güçlü bir delille kanıtlanabileceği kesin hükmün taraflarını, akdi ve irsi haleflerini bağlayacağı düşünülmeli tutanak bilirkişilerinin tutumu taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, taşınmazların yüzölçümleri sağlıklı biçimde belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek tesbitlerin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca yapıldığı somut olayda aynı yasanın 30.maddesi hükmünün uygulama olanağı bulunduğu göz önüne alınarak sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de dava konusu olduğu kabul edilen 21 parsel sayılı taşınmaz hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olması dahi isabetsiz, davalı hazine ile davaya katılan Fethi U.'un temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy