(3402 S. K. m. 12)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 3 ada 17 parsel sayılı 18.972 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalıların miras bırakanı M. K. K. adına tesbit ve tescil edilmiştir. Davacı Pınarbaşı İlçesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, taşınmazın 6333 m2 yüzölçümündeki bölümünün dava dışı aynı ada 16 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydının kapsamında kaldığını öne sürerek sözü edilen bölümün tapu kaydının iptali ile davacı kooperatif adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Daha sonra davacı tarafın temyiz talebinden vazgeçmesi nedeniyle ikinci kez verilen temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş, bu doğrultuda oluşturulan karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kooperatifin davasının reddine ilişkin yerel mahkemeden verilen davacı tarafın aleyhindeki 8.11.2001 günlü 2001/63-221 E.K. sayılı hükmün davacı kooperatif temsilcisinin hükmü temyizden feragat ettiği bir başka deyişle hükmü temyizden vazgeçtikleri gerekçe gösterilerek yerel mahkemece 1.10.2003 ve 28.9.2004 günlü 2001/63-221 EK sayılı kararlarla davacı tarafın usulün 434/son maddesi hükmü gereğince temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş sözü edilen hükümde davacı tarafça temyiz edilmiştir. Davacı kooperatifin yetkili temsilcisi olduğundan söz edilerek hükmü temyizden vazgeçilmiş ise de adı geçenin ibraz edilen belgelere ve dosya içeriğine göre kooperatif aleyhine oluşan hükmü temyiz etmekten vazgeçmeye yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir. Bu nedenlerle yerel mahkemece usulün 434/son maddesi hükmünce oluşturulan 1.10.2003 ve 28.9.2004 günlü temyiz isteğinin reddine ilişkin hükümlerin bozulmasına karar verildikten sonra tetkik hakiminin sözlü açıklamaları dinlendi. Dosyadaki kayıt ve belgeler okundu.
Dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 sayılı kadastro kanunun 12. maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir.
Dava ve temyiz konusu 3 ada 17 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 11.7.1989 tarihinde kesinleştiği davanın 19.2.2001 tarihinde açıldığı dosya içeriğiyle saptanmıştır. Hal böyle olunca kadastro tespitinin kesinleştiği gün ile davanın açıldığı gün arasında yasada belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Kural olarak hak düşürücü nitelikteki süreler istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi zorunludur.
Sonuç: Yerel mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı kooperatifin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan ilam harcının mahsubu ile geriye kalan 1.100.000 lira (1.10 YTL) bakiye harcın temyiz edenden alınmasına, 26.01.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy