(3402 S. K. m. 12) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 25.1.2005 günü belirlenen saatte aleyhine temyiz istenilen Vakıflar Genel Müdürlüğüne izafeten Vakıflar Bölge Müdürlüğü vekili Av. Nilgün A. geldi. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Dava ve temyiz konusu 985 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tesbitinin kesinleştiği gün ile davanın açıldığı gün arasında 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde gösterilen 10 yıllık süre geçmiştir. Sözü edilen süre hak düşürücü süre niteliğinde olup, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında, mahkemece resen gözetilmesi zorunludur. Kaldı ki, 985 ada 4 parsel sayılı taşınmaz hakkında idari yargı yerinde açılan dava sonucunda verilen hüküm idari yargı denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Kural olarak yanlar arasında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde öngörülen biçimde kesin hükmün varlığı halinde aynı taşınmaza ilişkin sonraki günlü uyuşmazlıkların, önceki günlü kesin hükme göre çözümlenmesi zorunludur. Bu olguda kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Öte yandan idari yargı yerinde aynı taşınmaz hakkında açılan dava sonucunda verilen hükmün idari yargı denetiminden geçerek kesinleşmesi yanlar arasında kesin hüküm oluşturmasa bile güçlü delil niteliğindedir. Kuşkusuz güçlü delilin aksi daha güçlü delille kanıtlanabilir ise de somut olayda davacı taraf güçlü delilin aksini de kanıtlayamamıştır. Bu olgular karşısında yerel mahkemenin öncelikle işin esasına girmeksizin 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesi hükmünde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiğini, resen dikkate alarak davanın bu nedenle reddine karar vermesi gerekirken, hükümde gösterilen gerekçelere göre davanın reddine karar verilmesi isabetsiz ise de davacı tarafın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile gerekçesinde isabet olmayan sonucu itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA- ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Sonuç: Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı taraf yararına takdir ve tespit olunan 400 milyon lira avukatlık parasının davacı taraftan alınarak davalı Vakıflar İdaresine verilmesine, 25.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy