(3402 S. K. m. 14, 16, 20) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ve davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 32 ve 53 parsel sayılı sırasıyla 994,350 ve 703800 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle 108 parsel sayılı 300.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise 66 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu ve vergi kaydının miktar fazlası olarak davalı-davacı hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı hazine 32 ve 53 parsel sayılı taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kanunları uyarınca hazineye kaldığını öne sürerek, davacı E. D. ve arkadaşları ise 32, 53 ve 108 parsel sayılı taşınmazlara tapu ve vergi kaydı ile zilyet bulunduklarını ileri sürerek dava açmışlardır. Hükmüne uyulan daire bozma kararında ise özetle 19, 31, 33, 68 ve 79 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak sözü edilen taşınmazlara komşu taşınmazların tutanak ve dayanaklarından yararlanılarak tutunulan tapu ve vergi kayıtlarının yerine uygulanması ve yöntemine uygun biçimde mera araştırması yapılması gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulup dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda 32 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına, 53 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi E. A.'nın 12.6.2002 havale günlü haritasında (B) harfi ile işaretli 643,800 m2 yüzölçümündeki bölümün hazine adına, aynı haritada (A) harfi ile gösterilen 60.000 m2 yüzölçümündeki kesim ise 68, 79, 108, 19, 31 ve 33 parsel sayılı taşınmazların T.A. mirasçıları E. D. ve paydaşlarına adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı-davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece hükmüne uyulan bozma kararı çerçevesinde işlem yapılıp, hüküm kurulduğuna sözü edilen hükmün gerekçesine ve toplanıp değerlendirilen deliller ile hüküm yerinde gösterilen gerekçelere göre yerinde olmayan ve bozma kararı dışında kalarak kesinleşen yönlerde gözönüne alınarak yazılı şekilde hüküm kurulduğuna göre davacı-davalı hazinenin 68 ve 79 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile davacı-davalı Hazinenin aleyhindeki hükmün ONANMASINA, hazineden ilam harcı alınmasına yer olmadığına,
2- Davacı-davalı hazinenin dava konusu 32 parsel sayılı taşınmazın tümü ile 53 parsel sayılı taşınmanın haritasında (A) harfi ile işaretli 60000 yüzölçümünde T. A. mirasçıları adına tescile karar verilen bölümle ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dava ve temyiz konusu 32 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğu 53 parsel sayılı taşınmazın davacı davalı hazinenin temyizine konu haritasında (A) harfi ile işaretli 60000 m2 yüzölçümündeki bölümü üzerinde adlarına tescil kararı verilen zilyetleri T. mirasçıları yararına 3402 sayılı K.K.nun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif uygulama toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalı davacı hazinenin 32 parsel sayılı taşınmazın tümü ile 53 parsel sayılı taşınmazın haritasında (A) harfi ile işaretli 60000 m2 yüzölçümünde T. mirasçıları adına tescile karar verilen kesimle ilgili hükme yönelen temyiz itirazlarının reddi ile aleyhindeki hükmün ONANMASINA, hazineden ilam harcı alınmasına yer olmadığına,
3- Davacı-davalı Hazinenin 19, 31 ve 33 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davacı-davalı Teymur mirasçılarının tutunduğu temmuz 1289 tarih 349 sayılı sicilden gelen 13.11.1948 tarih 6 sayılı tapu kaydı ile 1936 tarih 1 tahrir sayılı vergi kaydının dava ve temyize konu 19, 31 ve 33 parsel sayılı taşınmazlara ait olduğu mahkemece yapılan keşif, uygulama toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Açıklanan nedenlerle davacı davalı hazinenin bu yöne ilişen temyiz itirazları yerinde değildir. Kural olarak kayıtların iç, içe girmesi halinde yüzölçümü daha büyük olan kayda değer verilmesi zorunludur. Dayanılan vergi kaydının yüzölçümünün tutunulan tapu kaydının yüzölçümünden fazla olduğu dosya kapsamı ile belirlenmiştir. O halde dayanılan 1936 tarih 1 tahrir sayılı vergi kaydına değer verilerek kapsamının belirleneceği kuşkusuzdur. Tutunulan vergi kaydında kuzeyde kıştiyan yolu, güneyde Rüstem hududu, doğuda yol ve batıda köy ve kop yolu sınır yeri olarak tarif edilmiştir. Dava ve temyize konu 19, 31 ve 33 parsel sayılı taşınmazların batı sınırında eylemli biçimde kamu malı niteliğinde meranın varlığı dosya içeriği uzman bilirkişi tarafından düzenlenen harita ile belirlenmiştir. Hal böyle olunca dayanılan vergi kaydının batı sınırının açık kaldığının kabulü gerekir. Bu durumda sözü edilen vergi kaydının kapsamının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yüzölçümü ile belirlenmesi zorunludur. O halde mahkemece dayanılan vergi kaydının kuzeyinde tarif edilen kıştiyan hududu, doğusunda tarif edilen yol ve güneyde tarif edilen Rüstem hududu esas alınarak vergi kaydına doğudan batıya doğru yüzölçümü ile kapsam belirlenmeli, vergi kaydının miktar fazlasından oluşan taşınmaz bölümünün 3402 sayılı
Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmesi zorunludur. Gerçekten vergi kaydında tarif edilen sınır yeri ile eylemli durum birbirine uygun düşmemiştir. Kural olarak kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri eylemli duruma uymadıkça, eylemli duruma değer verilmesi zorunludur. Kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen sübjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. O halde vergi kayıt miktar fazlasından oluşan bölümün sınırdaki eylemli meraya el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir. Kural olarak meralar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Kaldı ki bu nitelikteki taşınmazlar içerisinde yol, dere, çukur, hendek gibi doğal ya da yapay sınır yerlerinin bulunması mümkündür. O halde mahkemece az yukarıda açıklanan biçimde vergi kaydına yüzölçümü ile kapsam belirlemeli, vergi kaydının kapsamı olan taşınmazların davacı-davalı T. A. mirasçıları adına payları oranında tesciline, vergi kaydının miktar fazlasından oluşan bölümün ise 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
4- Davacı-davalı hazinenin 108 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dava ve temyize konu 108 parsel sayılı taşınmazın dava dışı 66 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu ve vergi kaydının miktar fazlası olarak tesbit edildiği 66 parsel sayılı taşınmazın da dava konusu olduğu tutanak içeriği ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca taşınmazlardan biri hakkında verilecek hükmün, diğer davayı etkileyeceği kuşkusuzdur.
Taşınmazlardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davayı etkileyeceğinin anlaşılması halinde, davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir. Bu olgular karşısında 108 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki dava ile 66 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca birleştirilmesi zorunludur. Gerçekten davacı-davalı T. A. mirasçılarının tutunduğu dava dışı 66 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu ve vergi kaydının kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için davaların birlikte görülmesi zorunludur. Bu olgu dava ekonomisine de uygundur. Kuşkusuz 66 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan dava sonuçlanmış ve hüküm kesinleşmiş ise orada saptanan maddi ve hukuki olgular 108 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davada deliller değerlendirilirken gözönünde tutulacaktır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek 108 parsel sayılı taşınmaz hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da isabetsizdir.
Sonuç: Davacı-davalı hazinenin dava ve temyizine konu 19, 31 ve 33 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile 19, 31 ve 33 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükümlerin 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-davalı hazinenin 108 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile 108 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükmün 4 numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy