(3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı (davacı) hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan araştırma ve uygulama sonucunda dava konusu 156 parsel sayılı taşınmazın hazine dışındaki davacıların tutunduğu tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek yazılı şeklide hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Hazine dışındaki davacıların tutunduğu Şubat 1324 tarih 5 sayılı tapu kaydında, doğuda boncuk tepe batıda Bağlama ve Demiroluk kuzeyde Kale karyesi, güneyde Apulu tepesi sınır yeri olarak tarif edilmiştir.
Uzman bilirkişi Adnan Yünlü tarafından düzenlenen haritalı raporda gösterilen sınır yerleri dikkate alındığında doğuda tarif edilen Boncuk tepe sınırı ile batıda tarif edilen Bağlama ve Demiroğluk sınır yerlerinin düz bir hat oluşturduğu istikamet gösteren sınır yerleri niteliğinde bulunduğu belirlenmiştir. Güneyde tarif edilen Apulu tepesi de doğuda ve batıda tarif edilen sınır yerlerinin daha güneyinde kalmaktadır. Kuzeyde tarif edilen Kale karyesi sınır yeri ile dava konusu taşınmaz arasında dava dışı birden fazla komşu taşınmazların bulunduğu anlaşılmaktadır. Sözü edilen kayıtta tarif edilen sınır yerleri değişebilir ve genişletilmeye elverişli kayıtlardandır. 3402 sayılı Kadastro kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca bu nitelikteki kayıtların kapsamının yüzölçümü belirlenmesi zorunludur. Dayanılan Şubat 1324 tarih 5 sayılı tapu kaydının dava dışı taşınmazlara yüzölçümünden fazlası ile revizyon gördüğü saptanmıştır. Hal böyle olunca tutunulan tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsaması olanaksızdır.
Gerçekten tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri tapu tekniğine uygun biçimde belli bir geometrik durumu da oluşturmamaktadır. Öte yandan dava konusu taşınmazlar üzerinde hazine dışındaki davacıların zilyetliğinin bulunmadığı da mahkemece yapılan keşif, uygulama toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak hazine dışındaki davacıların davasının reddine, davacı hazinenin davasının kabulüne, 156 parsel sayılı taşınmazın davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy