(3402 S. K. m. 13, 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine ile 2 sayılı parselin paydaşlarından davalı Gani Okan tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 114 ada 2 parsel sayılı 701,97 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Hüseyin Okan ve paydaşları, aynı ada 3 parsel sayılı 150,80 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Adem Şahinbaş 4 parsel sayılı 171,96 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Adem Basiç adlarına tapu kayıtlarına ve zilyetliğe dayanılarak tespit edilmiştir. Davacı Hazine 114 ada 2, 3, 4 sayılı parsellere uygulanan tapu kayıtları yüzölçümü fazlasının hazineye ait dava dışı aynı ada 1 sayılı parsele uygulanan tapu kaydı kapsamında kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 114 ada 3 ve 4 sayılı parsellerin tespit gibi aynı ada 2 sayılı parselin ( B ) harfi ile gösterilen 58,77 m2'lik ( C ) harfi ile gösterilen 136,78 m2'lik bölümlerin hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ile 2 sayılı parselin paydaşlarından davalı Gani Okan tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı hazine dava konusu 114 ada 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların tespitlerine dayanak yapılan tapu kayıtlarının miktar fazlasının hazineye ait olduğunu gerçekten sözü edilen taşınmazların tapu kayıt miktar fazlasından oluşan bölümlerinin hazine adına tespit edilen dava dışı 1 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının kapsamında kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Hal böyle olunca davacı hazinenin dava dışı 1 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydına, davalıların ise dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerine dayanak yapılan tapu kayıtlarına dayandıkları anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının kapsamlarının yöntemine uygun şekilde belirlenmesi gerekir. Ne varki mahkemece bu doğrultuda yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca kayıtların haritaya dayanmaları halinde kapsamlarının haritasına göre belirlenmesi zorunludur. Tarafların dayandığı tapu kayıtlarının ifraz gördüğü de dosya içeriği ile belirlenmiştir. Ne varki tarafların dayandığı kök tapu kayıtlarının haritalarının bulunup bulunmadığı yöntemine uygun şekilde araştırılmamıştır. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı hazine ile davalıların dayandığı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte tapu sicil müdürlüğünden getirtilmeli, özellikle tarafların dayandığı kök tapu kayıtlarının haritasının bulunup bulunmadığı tapu sicil müdürlüğünden sorulup, saptanmalı, varsa haritaları getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, davacı hazinenin dayandığı dava dışı 1 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydı ile davalıların dayandığı tespite esas alınan tapu kayıtları 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmalı, kapsamları belirlenmeli, kök tapu kayıtlarının haritalarının bulunması halinde öncelikle bu kayıtların dayanağı haritası daha sonra da ifraz yoluyla oluşan haritalar yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada tutunulan tapu kayıtlarının haritaların ölçekleri ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenmeli, haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla haritalar yerine yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle çakıştırılmak suretiyle uygulanıp kök tapu kayıtlarının öncelikle kapsamları belirlenmeli, kapsam belirlenirken ifraz yoluyla oluşan tapu kayıtlarının kapsamının kök tapu kaydı kapsamı içinde aranacağı düşünülmeli, kök tapu kayıtlarının haritaları yok ise kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerine göre kök tapu kayıtlarının kapsamı belirlenmeli, ifraz yoluyla oluşan tapu kayıtlarının kapsamının yine kök tapu kaydı içinde aranacağı dikkate alınmalı, yerel bilirkişice kök tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden bilinemeyen sınırlar varise taraflara bu konuda tanık dinletme olanağı sağlanmalı, haritalarda ölçek bulunmaması halinde kenar uzunluğunun bulunup bulunmadığı araştırılmalı, en azından, ölçek ve kenar uzunluğu haritalarda gösterilmemiş ise bu haritalardan şeklen yararlanılabileceği düşünülmeli, komşu parsellerin tespit tutanakları dayanağı belgelerle yerel bilirkişi ve uzman bilirkişinin açıklamaları denetlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de 2 parsel sayılı taşınmazın B ve C harfleri ile işaretli toplam 195,55 m2 yüzölçümündeki kesimi hakkında hüküm oluşturulduğu halde 2 parsel sayılı taşınmazın B ve C harfleri ile işaretli bölümleri dışında kalan 506,42 m2 yüzölçümündeki kesimi hakkında olumlu yada olumsuz bir hüküm oluşturulmamış olması dahi isabetsiz.
Sonuç: Davacı hazine ile davalı Gani Okan'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy