(3402 S. K. m. 5, 13, 14, 30)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 131 ada 1 parsel sayılı 5859.64 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davacılar Murat Şahiner ve İbrahim Şahiner'in satın alma ve zilyetliğe dayanarak İlknur Köse ve 25 arkadaşı, Hazine ve Belediye aleyhine açtığı tapu iptali ve tescil davası kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davacıların davasının feragat nedeniyle reddine, dava konusu 131 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalılar İlknur Köse ve 25 arkadaşının miras bırakanı Hüseyin oğlu Şaban mirasçıları adlarına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde aktarılan davanın açıldığı tarihte adlarına tescile karar verilen zilyetleri davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Hazine ve belediye dışında kalan davalıların tutunduğu tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut nitelikte saik ve sebebi belli olmayan gerekçesiz dayanaktan yoksun sözlerden ibarettir. Kaldı ki, dayanılan tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada yöntemine uygun şekilde gösterilmediğinden keşfi izleme, bilirkişi sözlerini denetleme olanağı vermeyen haritalı rapor da yetersizdir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davalı hazine ve belediye dışında kalan davalı tarafın tutunduğu tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dava konusu taşınmaza kuzeydoğuda komşu 2 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağı ve dayanağı kayıtlar davalı ise dava dosyası da getirtildikten sonra taşınmaz başında yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kaydı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmünde öngörülen olgular dikkate alınarak yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmalı, kapsamı belirlenmeli, kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişiye düzenlettirilecek haritada işaret ettirilmeli, komşu 2 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağı içeriği varsa dayanağı kayıtlarla yerel bilirkişi sözleri denetlenmeli, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri var ise taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın tümünün yada bir bölümünün tapu kaydının kapsamı dışında kaldığının belirlenmesi halinde taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi, sürdürülüş biçimi ve başlangıç günü hakkında bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, aktarılan davanın açıldığı günde kim yada kimler yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, tespitin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca yapıldığı dikkate alınarak davadan feragatin yalnız feragat edenleri bağlayacağı, diğer tarafları bağlamayacağı göz önünde tutulmalı, aynı yasanın 30. maddesi hükmü de göz önünde tutularak toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy