(3402 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davaya katılan Hıdır Mahmutağaoğlu ve Nurcan Yıldırım tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 112 ada 13 parsel sayılı 21645 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı Ali oğlu Hıdır Polat, Hasan oğlu Haydar Daş ve Yusuf oğlu Haydar Daş adlarına tespit edilmiştir. İtirazı komisyonca reddedilen davacı Ferit Tan miras yolu ile gelen hakka ve başka tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında Hıdır Mahmutağaoğlu ve Nurcan Yıldırım davaya katılmıştır. Mahkemece davacının ve davaya katılan Nurcan Yıldırım'ın davasının reddine, davaya katılan Hıdır Mahmut Ağaoğlu'nun katılma isteminin 16.10.1990 tarihli celse ara kararı gereğince reddine, taşınmazın tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davaya katılan Hıdır Mahmutağaoğlu ile Nurcan Yıldırım tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece kadastro tespitine dayanak yapılan davalı tarafın dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olduğu, davacı Ferit Tan ile katılan davacı Nurcan Yıldırım'ın tutunduğu tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsamadığı katılan Hıdır Mahmut Ağaoğlu'nun ise tespite itirazının bulunmadığı, tespitin kendisi yönünden kesinleştiği genel mahkemede dava açabileceği derdest bu davaya katılmasının hukuken olanaksız olduğu tespit gününde adlarına tescile karar verilen zilyet davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13. maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama, hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Davalı taraf ile davacı Ferit Tan ve katılan davacı Nurcan'ın dayandığı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmemiş, dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmedikleri Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulup saptanmamıştır. Kaldı ki dayanılan tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri saik ve sebebi belli olmayan soyut sözlerden ibaret olup gerekçesiz, uzman bilirkişinin düzenlediği haritada tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri yöntemine uygun şekilde gösterilmediğinden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermeyen haritalı rapor da yetersizdir. Böylesine yetersiz ve sağlıksız bir soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tespite dayanak yapılan davalı tarafın dayandığı Mayıs 1326 tarih 35 sayılı tapu kaydı ile davacı Ferit Tan ve katılan davacı Nurcan Yıldırım'ın dayandığı Mayıs 1326 tarih 34 sayılı sicilden gelen Ekim 1948 tarih 88 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte tapu kadastro genel müdürlüğü ve tapu sicil müdürlüğünden getirtilmeli, davalı taraf ile davacı Ferit ve katılan Nurcan'ın dayandığı tapu kayıtlarındaki malik yada maliklerle akti yada irsi ilişkileri yöntemine uygun şekilde araştırılmalı, irsi ilişkinin nüfus kayıt örnekleri ile belgelendirileceği akti ilişkinin ise dayanan taraftan nedenleri sorularak akti ilişkiyi kanıtlayan bir belge bulunup bulunmadığı sorulup saptanmalı, varsa ibraz ettirilmeli, bundan sonra sözü edilen tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği tapu sicil müdürlüğü ve kadastro müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş iseler revizyon gördükleri dava dışı taşınmazlar ile dava konusu taşınmazı bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita kadastro müdürlüğünden getirtilmeli, bu taşınmazlara dıştan komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yansız yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle dayanılan tapu kayıtları yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmalı, yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, davalı taraf ile katılan davacı Nurcan'ın dayandığı tapu kayıtlarından hangisinin dava konusu taşınmazı kapsadığı, yada kayıtların içi içe girip girmediği duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, dayanılan tapu kayıtlarında yüzölçüm ve sınır değişikliği var ise bu değişikliklerin haklı hukuksal bir nedene dayanıp dayanmadığı araştırılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde haritalı rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın tümünün yada bir bölümünün dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kalması halinde yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, davalı tarafın dayandığı tapu kaydı ile davacı Nurcan'ın dayandığı tapu kayıtlarının aynı kökten gelip gelmediği incelenmeli, ifraz görüp görmediği araştırılmalı, kayıtların ifraz görmesi halinde müfrez tapu kayıtlarının kapsamının kök tapu kaydının kapsamı içinde aranması gerektiği düşünülmeli, kayıtların iç içe girmesi bir başka deyişle örtüşmesi halinde önceki günlü doğru temele dayanan hukuksal değerini yitirmeyen kayda değer verileceği düşünülmeli, özellikle 112 ada 13 parsel sayılı taşınmazın tespitine karşı katılan davacı Hıdır Mahmut Ağaoğlu'nun itirazının olmadığı düşünülse bile yöntemine uygun şekilde dilekçe vermekle davaya katıldığı davanın tarafı olduğu yerel mahkemenin katılmanın kabulü veya ademi kabulü hususunda ara kararı oluşturmasının katılmanın koşulu olmadığını aynı taşınmaza ilişkin uyuşmazlıkların bir arada çözümlenmesinin sağlıklı sonuca varmanın temel koşulu olduğunu gözönünde tutarak adı geçenden delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz,
Karar: Katılan davacılar Nurcan Yıldırım ile Hıdır Mahmut Ağaoğlu'nun temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy