(3402 S. K. m. 14, 16)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 187 ada 156 parsel sayılı 927,60 m2 yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı parsellere uygulanan ayrı vergi kayıtlarının miktar fazlası olarak harman yeri niteliğiyle sınırlandırılmıştır. Davacı satın almaya, paylaşmaya ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 187 ada 156 sayılı parselin davacı A.A. adına tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın dayandığı dava dışı parsellere revizyon gören vergi kayıtlarının miktar fazlasından oluşan dava konusu taşınmazın, kamu malı niteliğinde mera ve harman yeri olmadığı, tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı A.A. yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de toplanıp değerlendirilen delillere göre yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Davacının dayandığı dava dışı 8 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören 156 tahrir sayılı vergi kaydında nizalı 176 parsel sayılı taşınmaz yönü "harman yeri" olarak sınır tarif edilmiştir. Taşınmazın batı sınırını oluşturan 1 parsel sayılı taşınmazın harman yeri niteliği ile sınırlandırıldığı ve tespitinin kesinleştiği dosya kapsamı ile belirlenmiştir. Saptanan bu hukuksal olgu ve eylemli durum karşısında yerel bilirkişi ve tanıkların resmi kayıt ve belgelere ve eylemli duruma aykırı düşen dayanaktan yoksun sözlerine değer verilemez. Hal böyle olunca davacının dayandığı vergi kayıtlarının miktar fazlasından oluşan dava konusu 156 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde harman yeri olduğunun kabulü gerekir. Bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davaların reddine, dava konusu 156 parsel sayılı taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi hükmü gereğince harman yeri niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirine yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy