(3402 S. K. m. 12, 20)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Mahkemece davacı tarafın tutunduğu dava dışı 133 ada 6 parsel sayılı taşınmaza yüzölçümüyle revizyon gören tescil hükmüyle oluşan 26.3.952 tarih 73 sayılı sicilden gelen 7.4.988 tarih 3 sayılı tapu kaydının dava konusu 133 ada 11 parsel sayılı taşınmazı kapsadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de toplanıp değerlendirilen deliller ve dosya içeriği dikkate alındığında yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dava 3402 sayılı kadastro kanunun 12. maddesi hükmünden kaynaklanmaktadır. 3402 sayılı kadastro kanunun 20 maddesi hükmü uyarınca kayıtların haritaya dayanmaları halinde kapsamlarının haritasına göre çözümlenmesi zorunludur. Kuşkusuz haritanın uygulama olanağı bulunmadığı takdirde dayanılan tapu kaydının kapsamı kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak belirlenmesi zorunludur. Hükme dayanak yapılan fen kontrol memuru olduğu belirlenen Mehmet Ali Demirbaş'ın düzenlediği 25.11.2002 günlü haritalı rapor dosya içeriğine uymadığı gibi orada belirtilen gerekçelerin yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Uzman bilirkişinin belirttiği olgular tapu tekniğine de uygun düşmemektedir. Uzman bilirkişinin raporunda davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının haritasının uygulanma olanağının bulunmadığını raporunda açıklamıştır. Gerçekten haritada ölçek bulunmamaktadır. Ne var ki kenar uzunluklarının bulunduğu haritada gösterilen değişmez nitelikteki kişi taşınmazları dikkate alındığında kaydın dayanağı haritanın yerine uygulanabileceği en azından şeklen yararlanılabileceği kuşkusuzdur. Bir an için haritada şeklen de yararlanma olanağı bulunmadığı kabul edilse bile davacının dayandığı tapu kaydı yüzölçümüyle dava dışı 133 ada 6 parsel sayılı taşınmaza revizyon görmüştür. Sözü edilen tapu kaydında doğuda ve kuzeyde tarif edilen yolun taşınmazın sınırında eylemli biçimde bulunduğu batıda tarif edilen Mehmet Yıldız sınırının ise taşınmazın batısında bulunan 3 parsel sayılı taşınmaz olduğu güneyde tarif edilen Hasan Hüseyin ve Mustafa sınırlarına gelince; Hasan Hüseyin yerinin dava konusu 11 parsel sayılı taşınmaz olduğu, Mustafa yerinin ise çekişmeli 11 parsel sayılı taşınmazın güneyinde bulunan komşu 7 parsel sayılı taşınmaz yeri olduğu dosya içeriği ile belirlendiği dikkate alındığında davacı tarafın dayandığı dava dışı 133 ada 6 parsel sayılı taşınmaz yüzölçümü ile revizyon gören tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsaması olanaksızdır. Kaldı ki davacı taraf taşınmazı çapa dayalı olarak almıştır. Tapu kaydının dayanağı haritanın kendisini bağlayacağı da tartışmasızdır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya içeriğine uymayan, yasal dayanağı bulunmayan gerekçeler ile uzman bilirkişi raporuna değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy