(3402 S. K. m. 5) (1086 S. K. m. 53, 54, 193)
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle dava konusu taşınmazların davalı olduğu belirtilerek ve Hazineye ait olduğu açıklanarak tespit edildiği vurgulanarak, aktarılan dosyada görevsizlik kararının taraflarına tebliğ edilmesi, kesinleşmesinin beklenmesi, askı ilanının yaptırılması ve tespitte Hazinenin taraf olduğu göz önünde tutularak yöntemine uygun taraf oluşturulması ondan sonra işin esasına girilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacıların davasının kabulüne, dava konusu 31 ve 32 parsellerin tespitlerinin iptaline, fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 38750 m2 ve (C) harfiyle gösterilen 35950 m2'lik bölümlerin 31 parselden ifrazı ile 32 parsele ilavesine, 32 parselin 18500 m2 yüzölçümü ile davacılar miras bırakanı M. Isbaha mirasçıları adlarına ve 31 parselin (B) harfiyle gösterilen 27000 m2'lik bölümünün aynı parsel numarasıyla ve (D) harfiyle gösterilen 51200 m2'lik bölümünün en son parsel numarasıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 31 ve 32 parsel sayılı taşınmazların kadastro tesbitleri 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca yapılmıştır. Hal böyle olunca, görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılan davanın taraflarının, bu davada taraf olmaları zorunludur. O halde, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/114 esas sayılı dava dosyası görevsizlik kararıyla Kadastro Mahkemesine aktarıldığına göre aktarılan davaya katıldıkları belirlenen M. Çelik, O. Şimşek, A. Yel, E. Özbay, E. Şimşek, M. A. Ertuğrul, H. Tekin, F. Yavan, A. Şimşek, M. Türk, M. Ersoy ve M. Aslan'ın davada taraf olmaları gerekir. Öğretide ve uygulamada taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Adı geçenlerin yöntemine uygun şekilde davaya katıldıkları bu yolla davanın gerçek tarafı oldukları halde karar başlığında taraf olarak gösterilmemiş olmaları taraf niteliklerini etkilemez. O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için az yukarıda adları geçen ve davaya katıldıkları belirlenen kişilere dava dilekçesi ve duruşma günü 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmeli, husumet yaygınlaştırılarak bu yolla taraf koşulu oluşturulmalı, davaya karşı diyecekleri delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek taraf koşulu oluşturulmaksızın işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 30.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy