(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 149 ada 38 parsel sayılı 10138,57 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına, satış yolu ile oluşan eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve paylaşmaya dayanılarak Emine Garip adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın davacı hazinenin tutunduğu dava dışı 40 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının kapsamında kalmadığı, tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Kural olarak kadastro sırasında bir kaydın bir parsele revizyon görmüş olması o yere ait olduğu anlamına gelmez. Kaydın kapsamı mahkemece aracılığı ile belirlenir. Hal böyle olunca yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman fen memuru ve ormancı bilirkişiler tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, davacı hazinenin tutunduğu dava dışı 40 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören 27.2.1961 tarih 63 sayılı tapu kaydı revizyon gördüğü dava dışı 40 parsel sayılı taşınmazda gözönünde tutularak yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtta tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişiye düzenlettirilecek haritada işaret ettirilmeli bu yolla tapu kaydının kapsamı durakmaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, bu uygulama yapılırken, 40 parsel sayılı taşınmazın kuzey sınırını oluşturan 39 parsel sayılı taşınmazın da çayır niteliği ile hiçbir kayıt ve belgeye dayanılmaksızın olarak hazine adına tespit edildiği dikkate alınmalı, tapu kaydında tarif edilen yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri var ise taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, dava konusu taşınmazın kuzey ve batı sınırını oluşturan komşu 37 parsel sayılı taşınmazın orman niteliğiyle tespit edildiği dikkate alınarak yöntemine uygun şekilde orman araştırması yapılmalı, uzman ormancı bilirkişiden taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı yolunda ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden bulunmadığının belirlenmesi taşınmazın tümünün yada bir bölümünün dayanılan tapu kaydının kapsamı dışında kalması halinde ve dava konusu taşınmaz üzerinde davalı tarafın 20 yılı aşkın süre ile zilyet bulunduğu dikkate alınarak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşularının davalı yararına gerçekleşip gerçekleşmediği, düşünülmeli komşu parselinin tespit tutanakları içeriği ve dayanakları belgeler ile bilirkişi ve tanık sözleri uzman bilirkişilerin rapor ve haritaları denetlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy