(3402 S. K. m. 13, 46)
Dava : Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 516 parsel sayılı 3120 m2 yüzölçümündeki taşınmaz iskanen 1936 yılında L
Sever'e tahsis edildiği ve zilyet olduğu belirtilmiş ise de iskan defterinin onaysız olduğundan ve Hazine adına tapuda kayıtlı bulunduğundan söz edilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Hasanoğlu A
. Yaşar tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında 27.2.1962 günlü ilk duruşma oturumunda davacı davasından feragat etmiş, Süleyman oğlu A
. Sever'de iskanen oluşan ve 514 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydına dayanarak davaya katılmıştır. Daha sonra aynı nedenle Süleyman oğlu A
.. Sever mirasçıları da davaya katılmışlar, 517 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören 10.11.1948 tarih, 29/20 sayılı iskanen oluşan tapu kaydına da dayanmışlardır. Mahkemece davacı A
. Yaşar'ın davasının feragat nedeni ile reddine, müdahillerin davasının kısmen kabulüne, taşınmazın iskan kayıt maliklerinden davaya katılanların paylarının katılanlar adına, dava konusu olmayan payların ise davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazinenin temyizi taşınmaz üzerinde katılanlar adına tescile karar verilen paylarla ilgili hükme yöneliktir. Kadastro sırasında dava konusu taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davasından feragat eden davacı tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında A
.. Sever ve paydaşları hazinenin iskan yoluyla tahsis ve temliki oluşan tapu kaydına dayanarak davaya katılmıştır. Katılan davacının dayandığı hazinenin tahsis ve temliki ile oluşan iskan kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Hal böyle olunca taşınmaz üzerinde davalı hazinenin kayda dayalı bir hakkının bulunmadığının kabulü gerekir. Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13 ve aynı yasanın 46/2 maddesi hükümleri dikkate alınarak dava konusu paylarla sınırlı olarak uyuşmazlığın çözümlenerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından
Sonuç: Davalı hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, hazineden ilam harcı alınmasına yer olmadığına, 5.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy