(3402 S. K. m.13/B-b, 20)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Durak Erkoç tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 176 ada 6 parsel sayılı 1518,46 m2 yüzölçümündeki taşınmaz satın almaya ve zilyetliğe dayanılarak Durak Erkoç adına tespit edilmiştir. Adem Yalçınkaya kendisine ait tahminen 525-530 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün dava konusu 6 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığını bu bölümün Halil mirasçıları adına tescili için dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, 176 ada 6 sayılı parselin 15.2.2003 tarihli uzman bilirkişi raporunda a harfi ile gösterilen 532.08 m2 bölümünün davacı Adem Yalçınkaya adına artan 986,38 m2 yüzölçümündeki kesimin davalı Durak Erkoç adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Durak Erkoç tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taraf 176 ada 6 parsel sayılı taşınmaz içerisinde 550 m2 yüzölçümünde yerinin bulunduğunu, bu bölümün kendi adına tescili için dava açmıştır. Mahkemece dava ve temyize konu kesim üzerinde davacı yararına taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davalı Duran dava konusu 6 parsel sayılı taşınmazı Durak ve İrfan'dan satın aldığını, davacı taraf ise dava ve temyiz konusu taşınmazı Şakir ve Mehmet'ten satın aldığını öne sürerek ayrı ayrı senet ibraz etmişlerdir. Mahkemece bu senetlerin kapsamı yöntemine uygun şekilde belirlenmediği gibi davalı tarafın dayandığı 10.3.1995 günlü senette sözü edilen tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, bu kayda dayanan davalı taraf ile kayıt maliki yada maliklerinin akdi, irsi ilişkisi somut olayda "akdi ilişkisi" belirlenmeli, kaydın hukuksal değerini yitirip yitirmediği incelenmeli, tapu kaydının hukuksal değerini yitirmediği ve davalı tarafın tapu kaydı ile akdi ilişkinin belirlenmesi halinde tapu kaydı yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmalı, kapsamı belirlenmelidir. Mahkemece bu yön üzerinde durulmamıştır. Kaldı ki tespitte saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbiri ile çeliştiği halde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek aykırılık da giderilmemiştir. Böylesine yetersiz ve sağlıksız bir soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davalı tarafın dayandığı senette sözü edilen Mayıs 315 tarih, 24 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları da getirtildikten sonra taşınmaz başında yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi tutanak bilirkişileri, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı, davalının dayandığı tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle 6 parsel sayılı taşınmaza 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü dikkate alınarak yöntemine uygun şekilde uygulanmalı, davalının dayandığı tapu kaydının 6 parsel sayılı taşınmazın tümünü yada bir bölümünü ve özellikle 6 parsel sayılı taşınmazın dava ve temyize konu bölümünü kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden bazıları yerel bilirkişice bilinemediği takdirde taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek tespitte saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu arasındaki aykırılık giderilmeli, davacı tarafın tutunduğu ve davalı tarafın tutunduğu senetler yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kapsamları belirlenmeli, gerektiğinde senet mümzileri de taşınmaz başında dinlenilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dava ve temyize konu bölümün davalının dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde davalı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği incelenmeli, tapu kaydının dava ve temyiz konusu bölümü kapsamadığının saptanması halinde bu bölüm üzerinde kim yada kimlerin zilyet olduğu yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, bu bilgiler alınırken zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi, özellikle duraksamasız sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy