(3402 S. K. m. 11) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1960 yılında yapılan kadastro sırasında taşınmazın 363 m2 yüzölçümü ile paylı olarak Yusuf oğulları H. ve İ. Hakkı ile H. İbrahim oğulları A., S. ve H. Şişman adına tespit edildiği, daha sonra taşınmazın düzenlenen tutanağı ve eki belgelerinin zayi olduğu, 28.6.2002 gününde yeniden kadastro müdürlüğünce taşınmaz hakkında tutanak düzenlendiği dosya içeriği ile belirlenmiştir. Bu olgu dikkate alındığında düzenlenen tutanağın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 11. maddesi hükmü uyarınca 30 günlük askı ilanının yapılması zorunludur. Ne var ki, sonradan 28.6.2002 gününde düzenlenen tutanağın yöntemine uygun şekilde 30 günlük askı ilanının yapılmadığı dosya içeriği ile belirlenmiştir. Her ne kadar dosya içerisinde askı ilanı yapıldığına ilişkin bir tutanak var ise de kim ya da kimler tarafından tutanak düzenlenerek askı ilanı yapıldığı tutanakta açıklanmamış, öte yandan dava konusu taşınmazın parsel sayısı da 310 olarak gösterilmesi gerekirken 10 parsel olarak gösterilmiştir. Kaldı ki sözü edilen askı ilanı da 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 11. maddesi hükmüne uygun şekilde yapılmamıştır.
O halde öncelikle dava konusu 310 parsel sayılı taşınmazın 30 günlük askı ilanı yöntemine uygun şekilde yapılmalı, 30 günlük askı ilan süresi içerisinde başkaları tarafından dava açılıp açılmadığı belirlenmeli, açıldığı takdirde aynı taşınmaza ilişkin uyuşmazlıkların birlikte çözümlenmesinin sağlıklı sonuca varmanın temel koşulu olduğu dikkate alınarak dava dosyaları usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca birleştirilmeli, tespit maliklerinden tutanakta soyadı belirlenemeyen H. ile S. ve H. Şişman'ın davada taraf olmasının zorunlu olduğu gözönünde tutulmalı, adı geçenlere dava dilekçesi ve duruşma günü 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmeli, ölenler var ise mirasçıları ilgililerin vukuatlı nüfus kayıt örnekleri getirtilerek belirlenmeli, mirasçılarına dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmeli, husumet yaygınlaştırılarak bu yolla taraf koşulu oluşturulmalı, ilgililerden davaya karşı diyecekleri delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece taraf koşulu oluşturulmadan işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, 08.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy