(1086 S. K. m. 74) (3402 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 121 ada 135 parsel sayılı 5553.37 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve zilyetliğe dayanılarak davalı H. Aktaş adına tespit edilmiştir. Davacı M. Aktaş kendi adına tespit edilen 134 parsel sayılı taşınmazın eksik tespit edildiğini, bu kısmın davalı 135 nolu parselin içinde kaldığını ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, 134 nolu parselin tespitinin iptali ile fen bilirkişisinin 13.5.2002 tarihli raporunda A harfi ile gösterilen kırmızı renkle boyalı 7082.91 m2'lik kısmın davacı adına tesciline, 135 nolu parselin tespitinin iptali ile aynı raporda B ve C harfi ile gösterilen yeşil renkle boyalı 4185.07 m2'lik kısmın davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taraf kendi adına tespit edilen dava dışı 134 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik olduğunu, eksikliğin, davalı taraf adına tespit edilen dava konusu 135 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Davalı taraf davacının davasını duruşma tutanağına yansıyan beyanına göre kayıtsız ve koşulsuz olarak kabul etmiş, davalının bu beyanı usulün 151. maddesi hükmü uyarınca belgelendirilmiştir. Kural olarak bu nitelikteki irade beyanları kesin hükmün bütün sonuçlarını doğurur. Mahkemece haritasında A harfi ile gösterilen kırmızı renkle taralı 7082,91 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı adına tesciline, 135 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile aynı haritada B ve C harfleriyle gösterilen yeşil renkle taralı 4185,07 m2 yüzölçümündeki kesimin de davalı taraf adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacının dilekçesinin içeriği davacının niteliği dikkate alındığında 136 parsel sayılı taşınmazın dava konusu olmadığı dava dışı olduğu tartışmasızdır.
Kural olarak, kadastro hakimi önüne gelen uyuşmazlığı davanın kapsamı ile sınırlı olarak çözümlemekle yükümlüdür. Ne var ki, mahkemece dava konusu olmadığı halde dava dışı 136 parsel sayılı taşınmaz hakkında da hüküm oluşturularak dava dışına çıkıp usulün 74. maddesine aykırı biçimde hüküm kurulmuştur. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmaz başında yeniden yerel ve uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılmalı, davalının davayı yöntemine uygun şekildeki kabul beyanı, dikkate alınarak davalının dava konusu kendi adına tespit edilen 135 parsel sayılı taşınmazın ne kadar kesimi ile sınırlı olarak davayı kabul ettiği bir başka deyişle davayı kısmen ya da tümden kabul edip etmediği kendisinden sorulup saptanmalı, bu bölüm taşınmaz üzerinde davalıya açıklattırılıp gösterilmeli, uzman bilirkişiye düzenlettirilecek haritada bu bölüm işaret ettirilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi beyanı ve davalının davayı kabul ettiği taşınmaz kesimini göstermeye elverişli, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, dava dışına çıkılarak dava konusu olmayan dava dışı 136 parsel sayılı taşınmaz hakkında da hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy