(3402 S. K. m. 14) (6831 S. K. m. 1, 2) (3083 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 123 ada 13 ve 17 parsel sayılı 3000 ve 6000 m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan 13 parsel sayılı taşınmazın A., 17 parsel sayılı taşınmazın ise H. Çınar'ın kullanımında olduğu beyanlar hanesinde gösterildiği belirtilerek tapu kaydına dayanılarak taşınmazlar davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı A. Çınar miras yolu ile gelen hakka ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın temyiz konusu taşınmazlar yönünden kabulüne, 123 ada 13 ve 17 parsel sayılı taşınmazların payları da gösterilmek suretiyle H. Çınar mirasçıları A. Çınar ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece tespite dayanak yapılan davalı hazinenin tutunduğu tapu kaydının oluştuğu dönemden önce dava ve temyiz konusu taşınmazlar üzerinde adlarına tescile karar verilen zilyet davacı taraf ile dava dışı paydaşları yararına 3402 sayılı kadastro kanunun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Tespite dayanak yapılan davalı hazinenin dayandığı 6.9.983 tarih 11 sayılı idari yoldan oluşan tapu kaydının dava konusu taşınmazlara ait olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık hazinenin tapusunun oluştuğu dönemden önce adlarına tescile karar verilen zilyet davacı taraf ile dava dışı paydaşları yararına 3402 sayılı kadastro kanunun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazların kuzey sınırını oluşturan 30 parsel sayılı taşınmazın orman olduğu dosya içeriği ile belirlenmiştir. Ne var ki mahkemece orman yönünden yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. Kural olarak orman kadastrosuna tabi tutulan bölgelerde bir yerin orman olup olmadığı orman sınırlandırma harita ve tutanağının yöntemine uygun şekilde yerine uygulanması yoluyla belli edilir. Kuşkusuz orman sınırlandırması yapılmamış ya da orman sınırlandırılması yapılmış tespit gününden önce kesinleşmemiş ise aynı doğrultudaki araştırma 6831 sayılı orman kanunun 1. maddesi hükmü uyarınca yapılacaktır. Ne var ki, mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından orman sınırlandırmasının yapılıp yapılmadığı, yapılmış ve tespit gününden önce kesinleşmiş ise daha sonra orman sınırlarında 6831 sayılı orman kanunun 1744 sayılı kanunla değişik 2. aynı yasanın 2896, 3302 ve 3373 sayılı yasalarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırlarında değişiklik yapılıp yapılmadığı orman idaresinden sorulup saptanmalı, orman sınırlandırması yapılmış ve tespit gününden önce kesinleşmiş ise orman sınırlandırma harita ve tutanağı eki belgeler ile orman sınırlarında yapılan değişikliklerle ilgili harita ve eki belgeler orman idaresinden getirtilmeli, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman ormancı bilirkişi eliyle orman sınırlandırma harita ve tutanağı ile sınırlarda değişiklik yapılmış ise bununla ilgili harita ve belgeler yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmalı, orman sınırlandırma haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenmeli, haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılarak çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, dava konusu taşınmazların tespit gününden önce kesinleşen orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamında kalıp kalmadığı taşınmazın orman tahdit haritasının kapsamında iken daha sonra 6831 Sayılı Kanunun 1744 Sayılı Kanunla değişik 2 aynı yasanın değişik 2/B maddesi hükmü gereğince orman sınırları dışına çıkarılıp çıkarılmadığı bu yolla belirlenmeli, orman sınırlandırması yapılmamış ya da tespit gününde önce kesinleşmemiş ise aynı doğrultudaki araştırma 6831 sayılı orman kanunun 1. maddesi hükmü uyarınca yapılmalı, taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, mahkemece taşınmazlar görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel özellikleri meyil durumu komşu taşınmazlarla ve özellikle komşu 30 parsel sayılı taşınmazın toprak yapısı ile dava konusu taşınmazların toprak yapısı mukayese edilmeli, bu olguda keşif tutanağına geçirilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, mahkemenin gözlemini yansıtmaya imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığının belirlenmesi halinde zilyetliğe ilişkin deliller değerlendirilmeli, davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı kadastro kanunun 14/ son maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalarla ilgili olarak ve ayrıca 3083 sayılı yasanın 2/G maddesi hükmünde öngörüldüğü üzere taşınmazların sulu ya da kuru toprak niteliğinde olup olmadığı yöntemine uygun şekilde araştırılmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy