(3402 S. K. m. 9, 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 4931 parsel sayılı 4571.12 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, paylaşmaya ve satın almaya dayanılarak davalı Cemal Akyol adına tespit edilmiştir. Davacılar Ali Ayvaz ve paydaşları kendi adlarına tespit edilen dava dışı 4932 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik olduğunu, bu eksikliğin davalı 4931 nolu parselde kaldığını öne sürerek dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tespit gibi davalı Cemal Akyol adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taraf kendi adına tespit edilen dava dışı 4932 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik olduğunu, eksikliğin davalı taraf adına tespit edilen dava konusu 4931 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Yanlar arasındaki uyuşmazlık ortak sınıra ilişkindir. Davalı taraf adına tespit edilen dava konusu 4931 ve davacı adına tespit edilen dava dışı 4932 parsel sayılı taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmamış, taraflar yargılama sırasında da bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır. Hal böyle olunca taraflar arasındaki ortak sınıra ilişkin uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine ve tespit tutanaklarında vurgulanan hukuksal nedenler dikkate alınarak çözümleneceği tartışmasızdır. Daha açık bir anlatımla uyuşmazlık zilyetlik hükümlerine göre çözümlenecektir. Ne var ki, mahkemece bu konuda yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi uzman bilirkişi A.İhsan Devecioğlu tarafından düzenlenen 26.1.2003 günlü haritada ölçek ve kenar uzunlukları bulunmadığından keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye olanak vermeyen harita ve rapor hükme esas alınamaz. Kaldı ki, dosyada mevcut geniş kapsamlı kadastro paftası ile karşılaştırıldığında uzman bilirkişice düzenlenen harita karşılaştırıldığında dava dışı 4932 ve dava konusu 4931 parsel sayılı taşınmazların kadastro paftasındaki geometrik şekilleri ile uzman bilirkişinin haritasındaki geometrik şekillerinin birbirine benzemediği, her iki haritanın çakışmadığı görülmektedir. Öte yandan uzman bilirkişi haritası kadastro paftası ile karşılaştırıldığında uzman bilirkişi haritasında sarı renklerle boyalı ( A ) ve ( C ) harfleri ile işaretli yeşil renkle boyalı ( D ) ve ( E ) harfleri ile işaretli siyah çizgilerle taralı ( B ) harfi ile işaretli taşınmaz bölümlerinden hangi bölümlerin taraf taşınmazları içinde kaldığı hangi kesimlerin orman içinde kaldığı da kesin biçimde anlaşılamamaktadır. Böylesine sağlıksız, yetersiz, harita tekniğine aykırı olarak düzenlenmiş yasal dayanağı bulunmayan harita ve eki rapor hükme esas alınamaz. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi "fen memuru" tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar 4931 ve 4932 parsel sayılı taşınmazların tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 4931 parsel sayılı dava konusu taşınmaz ile dava dışı 4932 parsel sayılı taşınmaz arasındaki ortak sınır duraksamasız belirlenmeli, bu konuda yerel bilirkişi ve tanıklardan zilyetlik ve taşınmazların tespitlerine dayanak yapılan ve tutanak içeriğinde açıklanan maddi ve hukuki olgularla ilgili olarak olaylara dayalı bilgi alınmalı, dava ve temyize konu taşınmaz bölümünün taraflardan hangisinin zilyetliğinde bulunduğu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanmalı, özellikle dava konusu 4931 parsel sayılı taşınmazın tutanak içeriğinde vurgulanan paylaşmanın yapıldığı günde taraflar arasındaki ortak sınırın neresi olduğu yolunda bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, davaya konu yapılan taşınmaz kesiminin tümünün yada bir bölümünün orman içinde kaldığının anlaşılması halinde ormanların çıplak mülkiyetinin hazineye ait olduğu bu yolla hazinenin taşınmaza el koyduğu dikkate alınarak paylaşmanın bozulup bozulmadığı düşünülmeli, 4932 parsel sayılı taşınmazın tutanak içeriğinde belirtilen hukuksal dolgular hakkında da aynı doğrultuda bilirkişi ve tanıklardan bilgi alınmalı, ortak sınır bu yolla belirlenmeli, uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye dava konusu taşınmaz bölümünü açık ve seçik biçimde göstermeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy