(3402 S. K. m. 5, 11, 27)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar ve davalı hazinenin tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Mahkemece davacıların dayandığı T.sani 1932 tarih 88 ve 90 sayılı tapu kayıtlanın dava konusu taşınmazları kapsamadığı gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Dava konusu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının 1969 yılında düzenlendiği dosyaya yansıyan bilgilerden anlaşılmaktadır. Kadastro tespitlerinden önce genel mahkemeye 27.9.1954 tarihinde açılan tapu iptali ve el atmanın önlenmesi davasının görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca dava konusu taşınmazların tespitinin sonradan yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca malikhanelerinin açık bırakılmak suretiyle yapıldığının kabulü gerekir. Bu nitelikteki davalarda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 11 ve 27. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde gerekli askı ilanlarının yapılması, davaya konu taşınmazların tespit tutanaklarının aslının dava dosyası ile birleştirilmesi zorunludur. Kural olarak askı ilanları yapılmadıkça yerel mahkemenin duruşmaya başlamasına yasal olanak yoktur. Öte yandan yargılama başladıktan sonra davaya bakan mahkeme hakiminin aktarılan davanın kapsamı ile sınırlı olarak uyuşmazlığı çözümleyeceğini dikkate alarak öncelikle aktarılan davanın kapsamının belirlenmesi zorunludur. Ne varki mahkemece dava konusu taşınmazların tümünün tutanak asılları getirtilmediği bir bölümünün kadastro tespit tutanaklarının örneklerinin getirildiği, 3 ada 9, 22, 23 ve 24, 805 ada 6 ve 8, 829 ada 8, 831 ada 6, 8 ve 9, 832 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazların ise kadastro tespit tutanak örneklerinin dahi getirtilmediği dosya içeriği ile belirlenmiştir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazların tümünün kadastro tespit tutanak asıllarının getirtilerek dava dosyası ile birleştirilmeli, başka davalara konu olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca sözü edilen dava dosyalarının yöntemine uygun şekilde bu dava dosyası ile birleştirileceği göz önüne alınmalı, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 11 ve 27. maddesi hükmüne uygun şekilde gerekli askı ilanları yapılmalı, askı ilanları yapıldıktan sonra yargılamaya başlanacağı gözönünde tutulmalı, tespitten önce genel mahkemeye açılan görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan 27.9.1954 günlü davanın kapsamı sağlıklı biçimde belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece usule ilişkin bu olgular gözardı edilerek işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacıların ve davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 29.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy