(3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar S. Aslan ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 131 ada 13 parsel sayılı 4000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına, miras yolu ile gelen hakka ve zilyetliğe dayanılarak davalı İ. Tanırgan ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacı S. Aslan ve 4 arkadaşı tescil ilamı ile oluşan tapu kaydına ve zilyetliğe dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine, temyiz konusu 131 ada 13 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar S. Aslan ve arkadaşlarınca temyiz edilmiştir.
Mahkemece kadastro tespitine dayanak yapılan davalı tarafın dayandığı tapu kaydı ile davacı tarafın dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı, tespite dayanak yapılan davalının dayandığı önceki günlü tapu kaydına değer verilmesi gerektiği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Kuşkusuz, kural olarak tapu kayıtlarının içice girmesi halinde, bir başka deyişle tarafların dayandığı tapu kayıtlarının tedahül etmesi ya da örtüşmesi halinde önceki günlü hukuksal değerini yitirmeyen doğru temele dayanan tapu kaydına değer verilmesi zorunludur. Uyuşmazlığın niteliği dikkate alındığında öncelikle tespite dayanak yapılan davalı tarafın dayandığı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmesi gerektiği halde mahkemece davalı tapusu ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmemiş, tarafların dayandığı tapu kayıtları 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmamıştır. Kaldı ki, Uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri gösterilmediğinden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermeyen harita ve eki rapor da yetersizdir. Tarafların dayandığı tapu kayıtlarının uygulanmasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri de çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden dayanaktan yoksun kalmıştır. Böylesine sağlıksız ve yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. Kaldı ki, davacı tarafın dayandığı tapu kaydı tescil hükmü ile oluşmuştur. Haritasının bulunduğu dosya içeriği ile belirlenmiştir. Davacının tutunduğu tescil hükmü ile oluşan tapu kaydının dayanağı harita da yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmamıştır.
3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü dikkate alındığında kayıtların haritaya dayanması halinde kapsamlarının haritasına göre belirlenmesi zorunludur. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yerel ve uzman bilirkişi fen memuru, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle tarafların dayandıkları tapu kaydı yerine uygulanmalı, kapsamları duraksamasız belirlenmeli, tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği belirlenmeli, revizyon görmüş iseler uygulamada bu olgu da gözönünde tutulmalı, davacının dayandığı tapu kaydının tescil hükmü ile oluştuğu dayanağı ilamda davalıların taraf olmadığı ve kendilerini bağlamayacağı düşünülmeli, tescil ilamı ile oluşan tapu kaydının dayanağı haritanın ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenmeli, her iki harita yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine çakıştırılarak uygulanmalı, uygulamada arz üzerindeki doğal ve yapay sınır yerleri ile haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalardan yararlanılmalı, bundan sonra davalı tarafın dayandığı tespite dayanak yapılan tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kapsamı belirlenmeli, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, komşu parsellerin tespit tutanakları dayanakları kayıtlarla tapu kayıtlarının uygulanmasına ilişkin bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, taraf tapularının kapsamı bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy