(3402 S. K. m. 29)
Dava: Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 10.5.2005 günü belirlenen saatte taraflara tebligat yapıldığı halde gelmedikleri görülerek incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. Tetkik hakiminin raporu okundu, dosyadaki belgeler incelendi, Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 102 ada 3 parsel sayılı 1586,61m2 ve 103 ada 26 parsel sayılı 18484,27m2 yüzölçümlerindeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve 103 ada 38 parsel sayılı 8429,08m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Yaşar Oruç adına tesbit edilmiştir. Davacı Ali Osman Oruç, miras hakkına dayanarak taşınmazların taraflar adına tescili istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında da taşımazların ortak miras bırakan Mustafa Oruç mirasçıları adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, 102 ada 3 parsel ile 103 ada 26 ve 38 parsel sayılı taşınmazların tesbitlerinin iptaline, tarafların ortak miras bırakanı Mustafa Oruç mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Yaşar Oruç tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre, dava niteliği ve içeriği ve kapsamı itibariyle, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 29. maddesi hükmüne dayalı tereke adına açılan dava niteliğindedir. Dava ve temyize konu taşınmazların tarafların ortak miras bırakan Mustafa Oruç'a ait olduğu yanlar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı gibi esasen bu hukuksal olgu dosya içeriğiyle de belirlenmiştir.
Davacı taraf ortak miras bırakanları Mustafa Oruç'un ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılmadığını, taşınmazların Mustafa Oruç mirasçıları adına payları oranında tescili istemi ile dava açmıştır. Davalı taraf paylaşmaya dayamıştır. Kural olarak paylaşmanın yapılmamış olması asıldır. Hal böyle olunca somut olayda mirasçılar arasında paylaşmanın yapıldığını davalı taraf yöntemine uygun şekilde kanıtlamakla yükümlüdür. Bir başka deyişle kanıtlama yükümlülüğü davalı tarafa aittir. Mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için tüm mirasçıların, ortak miras bırakanın ölüm günüden sonra bir araya gelerek kendi aralarında terekeyi pay etmeleri, her bir mirasçının kendi miras payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmeleri gerekir. Öte yandan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra terekeye dahil taşınmaz yada taşınmazlarda bir yada bir bölüm mirasçının sürdürdüğü zilyetlik tereke adına sürdürülen zilyetlik niteliğindedir. Mirasçılar arasında, kural olarak yöntemine uygun bir paylaşma yapılmadıkça kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ilişkin hükümlerin uygulama olanağı yoktur. Mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillere ve dosya içeriğine ve özellikle paylaşmayı kanıtlamakla yükümlü bulunan davalı tarafın gösterdiği tanıkların anlatımlarına göre ortak miras bırakan Mustafa Oruç'un ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan biçimde yöntemine uygun bir paylaşmanın yapıldığı kanıtlanmamıştır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı tarafın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 10.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy