(3402 S. K. m. 19, 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Davalı hazinenin temyizi 67 ve 70 parsel sayılı taşınmazların tümü ile 73 parsel sayılı taşınmazın haritasında A harfi ile işaretli 1071,35 m2 yüzölçümündeki bölümü ile ilgili hükümlere yöneliktir.
Davacı tarafın dayandığı dava dışı kendi adına tespit edilen ve tespiti kesinleşen 71 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören Mart 323 yoklama, 48 sayılı sicilden gelen Temmuz 1932 tarih 1 sayılı tapu kaydında tarif edilen Cebel sınır yeri dikkate alındığında dava konusu 67, 70 ve 73 parsel sayılı taşınmazları kapsaması olanaksızdır. Gerçekten bu nitelikteki değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtların kapsamının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca kapsamının yüzölçümü ile belirlenmesi zorunludur. Öte yandan davacı tarafın tutunduğu vergi kaydı mülkiyet belgesi niteliğinde değildir. Kural olarak zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemez. Bu ilkelerin ışığı altında somut olaya bakıldığında; yerel mahkemece yapılan zilyetlik araştırması yetersiz olduğu gibi hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları da çeliştiği halde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında dinlenmemiş, özellikle tutanak bilirkişilerinden Osman Kaptan ve Hüseyin Adaklı'nın dinlenmeyiş nedenleri de hüküm yerinde gösterilip tartışılmamıştır. O halde sağlıklı bir sonucuna varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ve tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, daha sonra dava ve temyize konu taşınmazlar uzman ziraatçi bilirkişi aracılığı ile mahkemece görülüp, gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, toprak işleme derinliği keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazlarla mukayesesi yapılmalı, toprak yada taş unsurundan hangisinin galip olduğu belirlenmeli, uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye ve uzman ziraatçi bilirkişiden mahkemenin keşif tutanağına geçirilen gözlemini yansıtmaya hükme dayanak yapılan uzman ziraatçi bilirkişinin düzenlediği rapor ile tüm çelişkileri duraksamasız gidermeye elverişli haritalı ve gerekçeli rapor alınmalı, daha sonra 73 parsel sayılı taşınmaz üzerinde zeytin ağaçlarının bulunduğu belirtildiğine göre sözü edilen muhdesatlar hakkında 3402 sayılı kadastro Kanunun 19. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden dava konusu 67, 70 parsel sayılı taşınmazların tümü ile 73 parsel sayılı taşınmazın haritasında A harfi ile işaretli bölümü hakkında oluşturulan hükmün BOZULMASINA, 14.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy