(6831 S. K. m. 2/B) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 113 ada 220 parsel sayılı 498.55 m2 yüzölçümündeki taşınmaz orman sayılmayan yerlerden olduğu vurgulanarak miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Abdullah Akça adına tespit edilmiştir. Davacı hazine dava konusu taşınmazın bir bölümünün 6831 sayılı Orman Kanununun değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, çekişmeli taşınmazın davalı taraf adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, tespit gününde taşınmaz üzerinde adına tescil kararı verilen zilyet davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma, soruşturma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın sınırında eylemli biçimde devlet ormanı bulunduğu halde çekişmeli taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünde yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1940 yılında Orman Kadastrosunun yapıldığı dikkate alınarak bölgede ilk kez 3116 sayılı Yasa uyarınca yapılan orman sınırlandırma harita ve tutanağı ile daha sonra yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanunun 1744 sayılı kanunla değişik 2 ve aynı yasanın 2896, 3302 ve 3373 sayılı kanunlarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili özellikle 1999 yılında yapılan yönetimsel işlemleri de kapsayacak şekilde bu yönetimsel işlemlerle ilgili harita ve dayanağı belgeler kesinleşmiş iseler kesinleşme günlerini de gösterecek şekilde orman idaresinden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, fen memuru, 3 kişiden oluşacak uzman ormancı bilirkişiler ile tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede ilk kez 1948 yılında yapılan ve kesinleşen orman sınırlandırması ile ilgili yönetimsel işlem olarak nitelendirilen orman sınırlandırma harita ve tutanağı ile sonradan orman sınırlarında yapılan değişikliklerle ilgili daha açık bir anlatımla 6831 sayılı orman kanununun 1744 sayılı kanunla değişik 2. aynı yasanın 2896, 3302, 3373 sayılı kanunlarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca özellikle 1955 yılında yapılan yönetimsel işlemlerin dayanağı haritalar ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenmeli, daha sonra yerel bilirkişi yardımı uzman ormancı bilirkişiler kurulu aracığıyla haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın bölgede yapılan ve tespit gününden önce kesinleşen orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamında kalıp kalmadığı kesinleşen orman sınırlandırma haritasının kapsamında ve bu niteliği ile orman sayılan yerlerden iken 6831 sayılı Orman Kanunun 1744 sayılı kanunla değişik 2 ya da sözü edilen yasanın 2896, 3302 ve 3373 sayılı kanunlarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırları dışına çıkarılıp çıkarılmadığı duraksamasız belirlenmeli, kuşkusuz, taşınmazın bulunduğu bölgede, orman sınırlandırması yapılmamış ya da orman sınırlandırması yapıldığı halde bu yönetimsel işlemler kesinleşmemiş ise derdest bu davanın orman sınırlandırmasına itiraz niteliğinde olduğu göz önüne alınarak aynı doğrultudaki araştırmanın 6831 sayılı Orman Kanunun 1. maddesi hükmü uyarınca yapılacağı düşünülmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, dava konusu taşınmazın yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerin beyanları ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen ve yeniden yapılacak keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri ile önceki günlü keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmaz başında ayrı, ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkân verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy