(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 10.5.2005 günü belirlenen saatte temyiz edenler Kezban Kapçak ve Gülsüm Öztürkmen vekilleri Av. Abdullah Dölek ile aleyhine temyiz istenilenlerden Ali Kapçak vekili Av. Sibel Torun geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 116 ada 12 parsel sayılı 194 ada 7 parsel ve 200 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar vergi kaydına, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine 203 ada 15 parsel sayılı taşınmaz ise tapu kaydına miras yoluyla gelen hakka pay satışı ve pay bağışına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak bir bölüm davalıların miras bırakanı Mustafa Kapçak adına, 190 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlar ise tapu kaydına miras yoluyla gelen hakka pay bağışı ve pay satışına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Sultan Kaplan ile bir bölüm davalıların miras bırakanı Mustafa Kapçak adına tesbit ve tescil edilmiştir. Davacı Kezban Kapçak ile Gülsüm Öztürkmen taşınmazların ortak miras bırakanları Kazım Kapçak'a ait olduğunu taşınmazlar üzerinde miras yoluyla gelen hakları olduğunu öne sürerek dava açmışlardır. Davalı Mustafa oğlu Ali Kapçak 200 ada 1 parsel, 194 ada 7 parsel ve 116 ada 12 parsel sayılı taşınmazların dava dışı 3.kişiden satın aldığını davaya konu diğer taşınmazların ise paylaşma ile kendilerine kaldığını savunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delilere ve duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 Kadastro Kanunun 12/3 maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir.
Mahkemece 116 ada 12, 194 ada 7, 200 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı Kazım Kapçak'tan kalmadığı, dava dışı kişilere ait iken davalı tarafın satın aldığı sözü edilen taşınmazlar dışında kalan dava konusu taşınmazların ise tarafların ortak miras bırakanı Kazım'a ait olduğu, ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde paylaşıldığı, taşınmazların davalı tarafın miras payına isabet ettiği, tesbit gününde taşınmazlar üzerinde davalı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davalı taraf 13.9.1982 günlü taksim sözleşmesine dayanmıştır. Kazım mirasçılarından Ümmü Gülsüm (Gülsüm Öztürkmen) senet altındaki parmak izinin Kezban Kapçak ise senet altındaki imzanın kendilerine ait olmadığını, bu nedenle senedin sahte olduğunu öne sürdükleri halde mahkemece bu konuda yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmadığı gibi davalı tarafın dayandığı 11.12.1963 günlü satış senedi de yerine yöntemine uygun şekilde uygulanarak kapsamı belirlenmemiştir. Öte yandan davalı Mustafa Kapçak'ın 1950 doğumlu olduğu, tutunduğu satın almaya ilişkin senedin 11.12.1963 tarihinde düzenlendiği dikkate alınarak adı geçenin satın alma gününde Ergin olmadığı, ekonomik gücünün satın aldığını öne sürdüğü taşınmazları gerçekten satın almaya yeterli olup olmadığı yönleri üzerinde de gereği gibi durulmamıştır.
Kaldı ki mahkemece ortak miras bırakanının ölüm gününden sonra terekesinin yöntemine uygun şekilde paylaşılıp paylaşılmadığı yönünden de yapılan araştırma ve soruşturma da yetersizdir. Böylesine yetersiz sağlıksız araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davalı tarafın dayandığı 13.9.1982 günlü taksim sözleşmesi ile 11.12.1963 günlü satış sözleşmesinin aslı davalı tarafa ibraz ettirilmeli, davacıların 13.9.1982 günlü taksim sözleşmesinin sahte olduğunu öne sürdükleri dikkate alınarak bu konuda yöntemine uygun araştırma ve soruşturma yapılmalı, bu nedenle adı geçenler davacılardan Ümmü Gülsüm'ün senette parmak izinin bulunduğu dikkate alınarak sözü edilen senette imzası bulunan Kezban Kapçak'ın resmi kurum yada kuruluşlardaki örneğin belediye vergi dairesi banka gibi kuruluşlarda medara tatbik imzalarının bulunup bulunmadığı sorulup saptanmalı, var ise ilgili kurumlardan getirtilmeli, daha sonra sözü edilen 13.9.1982 günlü senette parmak izi bulunan Ümmü Gülsüm (Gülsüm) ile senette imzası bulunan Kezban Kapçak istiktap edilmeli, istiktap sırasında adı geçenlerin çömelerek, oturarak ve ayak üzerinde Ümmü Gülsüm (Gülsüm)ün parmak izi Kezban Kapçak'ın ise imzaları alınmalı, sözü edilen senedin fotokopi örneği üzerinde inceleme yapılamayacağı düşünülmeli, sözü edilen 13.9.1982 günlü senedin aslı ve dosya takımı ile birlikte Adli Tıp Meclisi Başkanlığına gönderilerek 13.8.1982 günlü senet altındaki parmak izinin Ümmü Gülsüm (Gülsüm) e, imzanın ise Kezban'a ait olup olmadığı, adı geçenlerin "eli mahsulü" bulunup bulunmadığı, yolunda Adli Tıp Meclisi Başkanlığından ihtisal edilecek raporla belirlenmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü, hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle 116 ada 12, 194 ada 7 ve 200 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı Kazım'a ait olup olmadığı duraksamasız belirlenmeli, bu nedenle davalı tarafın dayandığı 11.12.1963 günlü senet yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanarak kapsamı belirlenmeli, daha sonra ortak miras bırakanının terekesine ait taşınmazların miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde paylaşılıp paylaşılmadığı ve 11.12.1963 günlü senedin düzenlendiği günde henüz ergin olmayan davalının satın aldığını öne sürdüğü bu nedenle senedin kapsamı olan taşınmazları satın alacak ekonomik güce sahip olup olmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanlarının çelişmesi halinde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriği varsa dayanakları belgelerle yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, deliller değerlendirilirken kural olarak mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığındın söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçıların bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri her bir mirasçının kendi miras payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerektiği düşünülmeli, bir yada bir bölüm mirasçının taşınmazlar üzerinde yöntemine uygun paylaşmanın varlığı kanıtlanmadıkça sürdürdüğü zilyetliğin tereke adına sürdürülen zilyetlik niteliğinde olduğu, paylaşma olgusunu paylaşmaya dayanan davalı tarafın kanıtlamakla yükümlü olduğu düşünülmeli bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şeklide hüküm kurulması isabetsiz, davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Sonuç: Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davacı taraf yararına takdir ve tespit olunan 400.000.000 lira Avukatlık parasının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacılardan alınan temyiz harcın istek halinde iadesine, 10.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy