(766 S. K. m. 3, 33) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine ile davalı Süleyman oğlu Abdulkadir Sinanlı mirasçıları ve Süleyman oğlu Ahmet Sinanlı mirasçıları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Davacı hazinenin temyizi davalı Süleyman mirasçıları Mehmet Ayhan ve paydaşları adına tesciline karar verilen uzman bilirkişi Abdullah Sungur tarafından düzenlenen 15.4.2002 günlü rapor ve eki haritada (a) harfi ile işaretli 45950 m2 ve (b) harfi ile işaretli 100.000 m2 yüzölçümündeki bölümle ilgili; davalı Süleyman oğlu Abdulkadir Sinanlı mirasçılarının temyizi ise davacı hazine adına tesciline karar verilen aynı rapor ve eki haritada (c) harfi ile işaretli 296.050 m2 yüzölçümündeki bölümle ilgili hükme yöneliktir.
1- Davalıların tutunduğu 25 Ağustos 1934 tarih 21 sayılı tapu kaydı ile 16.7.1938 tarih 168 sayılı vergi kaydının dava ve temyize konu 48 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi Abdullah Sungur tarafından düzenlenen 15.4.2002 günlü rapor ve eki haritada (a) harfi ile işaretli 45950 m2 yüzölçümündeki kesimine ait olduğu tutunulan tapu kaydı ile vergi kaydının içice girdiği, bir başka deyişle tedahül ettiği mahkemece yapılan keşif, uygulama, dinlenen yerel bilirkişi tanık sözleri ve toplanıp değerlendirilen diğer delillerle saptanmıştır. Kural olarak kayıtların içice girmesi halinde yüzölçümü daha fazla olan kayda değer verilmesi zorunludur. Mahkemece yüzölçümü daha büyük olan vergi kaydına değer verilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, dava konusu uzman bilirkişinin raporun eki haritasında (a) harfi ile işaretli 45.950 m2 yüzölçümündeki bölümü üzerinde yirmi yılı aşkın süre zilyet bulunan davalı Süleyman Ayhan mirasçıları yararına tespit gününde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillerle saptanmıştır. Delillerin değerlendirilmesi mahkemeye aittir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile aleyhindeki hükmün ONANMASINA, hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
2- Dava ve temyize konu 48 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişinin raporunda (c) harfi ile işaretli 296.050 m2 yüzölçümündeki bölümünün davalıların tutunduğu tapu ve vergi kaydının miktar fazlasından oluştuğu, sözü edilen bölüm üzerinde tesbit gününde davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği, mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen deliller ile saptanmıştır. Davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmü ile belirlenmiştir. Her ne kadar uzman bilirkişinin haritalı raporunda (c) harfi ile işaretli bölümünün mahkeme hükmünde yanılgı ile (d) harfi ile gösterilmiş ise de, yanılgının mahkemece düzeltilmesi mümkündür. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalıların (c) harfi ile işaretli 296.050 m2 yüzölçümündeki bölümle ilgili temyiz itirazlarının reddi ile aleyhlerindeki hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 3.320.000.-TL (3.32.-YTL) davalılardan alınmasına,
3- Dava ve temyize konu 48 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişinin haritalı raporunda (b) harfi ile işaretli 100.000 m2 yüzölçümündeki bölümü üzerinde adlarına tescile karar verilen zilyetleri davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun yürürlüğe girdiği günde önce yürürlükte bulunan 5602 sayılı Yasa hükümlerine göre dayanılan vergi kaydının oluştuğu günden sonra tespit gününe kadar 10 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresi geçmiş ise de, 3402 sayılı Kadastro Kanununun yürürlükten kaldırıldığı 766 sayılı Tapulama Kanununun geçici 3. ve 33.maddesi hükmüne göre Yasada belirtilen ve iktisap sağlayan 20 yıllık süre geçmemiştir. Dava konusu 48 parsel sayılı taşınmazın tespiti 25.5.1956 gününde yapılmıştır. Dayanılan vergi kaydının oluştuğu 1938 yılından kadastro tespit gününe kadar Yasada belirtilen 20 yıllık iktisap sağlayan süre geçmemiştir. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak uzman bilirkişinin haritalı raporunda (b) harfi ile işaretli 100.000 m2 yüzölçümündeki bölümüne yönelen davanın kabulüne, sözü edilen bölümün davacı hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz,
Sonuç: Davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 48 parsel sayılı taşınmaz uzman bilirkişi haritasında (b) harfi ile işaretli kesimi hakkında oluşturulan hükmün BOZULMASINA, 11.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy