(3402 S. K. m. 13, 14, 46)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 117 ada 50 parsel sayılı 6758.41 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46. maddeleri hükmüne dayanılarak davalı Kerim Aydemir adına tesbit edilmiştir. Davacı hazine dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tesbit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmaz üzerinde kadastro tespitinin yapıldığı günde adına tescile karar verilen zilyet yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davalı taraf herhangi bir kayıt ve belgeye dayanmadığı gibi dava ve temyize konu hazine adına tapuda kayıtlı taşınmazın kendisine hazine tarafından kanunları uyarınca tahsis ve temlik edildiğini öne sürmemiştir. Hazine 4753 ve 5618 sayılı yasalar uyarınca oluşan tapu kaydına dayanmıştır. Dava ve temyize konu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera ve orman sayılan yerlerden olmadığı, hazinenin tutunduğu 4753 ve 5618 sayılı yasa uyarınca oluşan tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olduğu, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Yanlar arasındaki uyuşmazlık Hazinenin dayandığı 4753 ve 5618 sayılı yasalar uyarınca oluşan ve dava konusu taşınmazı kapsadığı belirlenen tapu kaydının oluştuğu dönemden önce zilyedi yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesinden ibarettir. Ne var ki mahkemece bu doğrultuda yapılan araştırma, soruşturma ve özellikle zilyetlik araştırması yetersizdir. Hazinenin dayandığı tapu kaydının oluştuğu gün ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların doğum tarihleri dikkate alındığında yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımlarının saik ve sebebi belli olmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki dava konusu taşınmazı kapsadığı belirlenen 4753 ve 5618 sayılı yasa uyarınca hazine adına oluşan tapu kaydının temelini oluşturan belirtmelik tutanağı getirtilip incelenmemiş, orada saptanan maddi ve hukuksal olgular sağlıklı biçimde belirlenerek deliller değerlendirilirken göz önüne alınmamıştır. O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için hazinenin tutunduğu tapu kaydının dayanağını oluşturan belirtmelik tutanağı Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden getirtilmeli, sözü edilen kayıt ve belgeler sonradan yapılan yasal düzenleme ile Özel İdare Müdürlüğüne devredilmiş ise bu yerden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmaz üzerinde zilyet davalı tarafın sürdürdüğü zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, belirtmelik tutanağı bilirkişileri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin ve hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile yapılması olası olan keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık anlatımları çeliştiği takdirde belirtmelik ve tesbit tutanak bilirkişileri ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile belirtmelik ve tesbit tutanak bilirkişilerinin beyanları ve hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, uzman bilirkişilerden ayrıntılı, gerekçeli keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, deliller değerlendirilirken taşınmaz üzerinde zilyet bulunan davalı tarafın sürdürdüğü zilyetliğin hazine tapusunun oluştuğu dönemden önce geriye doğru iktisap sağlayan 20 yıllık süreye ulaşıp ulaşmadığı göz önüne alınmalı, hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanakta dava konusu taşınmazın zilyetlikle iktisap edinilmesi mümkün bulunan yerlerden olup olmadığı araştırılmalı, hazine tapusunun oluştuğu günden sonra kadastro tespit gününe kadar dava konusu taşınmaz üzerinde davalı tarafın sürdürdüğü zilyetliğin taşınmazın hazine adına tapuda kayıtlı olduğu dikkate alındığında hukuksal bir değerinin bulunmadığı gözönünde tutulmalı, bundan sonra davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmüne göre aynı çalışma alanı içerisinde bir kişinin kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinebileceği toplam taşınmaz miktarının kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönüm olabileceği dikkate alınarak davalı taraf ile önceki akdi yada irsi haleflerinin kimliklerinden söz edilerek ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile dava dışı başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy