(3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı-davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 272 ada 13 parsel sayılı 49707 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kaçak ve yitik kişilerden kaldığı ve hiç kimsenin zilyetliğinde olmadığı belirtilerek ham toprak niteliği ile hazine adına tespit edilmiştir. Durmuş Yazgan ve Ali İhsan Yazgan'ın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanan itirazı kadastro komisyonunca kısmen kabul edilmiştir. Taşınmazın 30867 m2 yüzölçümündeki bölümünün 272 ada 13 parsel sayısı ve ham toprak niteliği ile hazine, aynı ada 17 parsel sayılı taşınmaz Nebi Yazgan, 18 parsel sayılı taşınmaz ise Ali İhsan Yazgan, 19 parsel sayılı taşınmaz ise Cafer Yazgan adına 6280'er m2 yüzölçümü ile ayrı, ayrı tesciline karar verilmiştir. Davacılar Durmuş Yazgan ve arkadaşları 272 ada 13 parsel sayılı taşınmaz için kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, hazine ise 272 ada 17, 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazlar için tespitteki nedenlere dayanarak ayrı, ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda hazinenin davasının reddine, 272 ada 13 parsel sayılı taşınmazın 10.867 m2 yüzölçümündeki bölümünün tarla niteliği ile Ali İhsan Yazgan mirasçıları, 23.767 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise Durmuş Yazgan ve arkadaşları 3550 m2 yüzölçümündeki kesiminin ise hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı-davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 272 ada 13 parsel sayılı taşınmazın temyize konu yapılmayan haritasında (B) harfi ile işaretli dere yatağı olarak haritada gösterilen 3550 m2 yüzölçümünde hazine adına tescile karar verilen bölümü üzerinde hazine dışındaki davacı- davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13. ve 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği sözü edilen bölüm dışında kalan taşınmazlar üzerinde adlarına tescile karar verilen hazine dışındaki zilyetleri davacı-davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13. ve 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın kuzey ve kısmen batı sınırını oluşturan 10 parsel sayılı taşınmazın tespitine dayanak yapılan tapu kaydında doğuda "Boyacı Artin" tarlası sınır olarak tarif edilmiştir.
Davada, hazine haziran 1309 daimi 5 sayılı tapu kaydına dayanmıştır. Sözü edilen tapu kaydının oluşma nedeni dikkate alındığında taşınmazın öncesinin Artin'e ait olduğu, adı geçenin kaçak ve yitik kişi olması nedeniyle taşınmaz hazineye intikal ettiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, hazinenin tutunduğu tapu kaydı yerine 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde uygulanmamıştır. Kaldı ki dava konusu taşınmazın tespit tutanağı içeriğinde de taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilere ait iken kanunları uyarınca hazineye kalan yerlerden olduğu açıklanmıştır.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için taşınmaz başında, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı, hazinenin dayandığı haziran 1309 daimi 5 sayılı tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmalı, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri var ise bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, kayıtta tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişiye düzenlettirilecek haritada ayrı, ayrı işaret ettirilmeli, komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriği ve varsa dayanağı kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık anlatımları denetlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı, ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, hazinenin dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı bu yolla duraksamasız belirlenmeli, çekişmeli taşınmazın tümü yada bir bölümü hazinenin tutunduğu tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı taşınmazın öncesinin, kaçak ve yitiklerden kanunları uyarınca hazineye kalan yerlerden olduğu duraksamasız saptandığı takdirde bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı düşünülmeli, aksi takdirde zilyetliğe ilişkin toplanan ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın ve hazinenin tutunduğu tapu kaydı yerine uygulanmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de kadastro hakiminin infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlü olduğu gözardı edilerek hükme uzman bilirkişi tarafından düzenlenen hangi haritanın ve eki raporun dayanak yapıldığı hüküm yerinde belirtilmeksizin infazda tereddüt doğuracak şekilde hüküm kurulmuş olması dahi isabetsiz, davacı davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy