(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Ali ve Zeynep Aslan ile davaya katılan Cabbar Veziroğlu tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Davacı taraf dava ve temyize konu taşınmazların kök miras bırakan Bekir Ağaoğlu, Abdullah Aslan'dan kaldığını mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılmadığını, taşınmazlarda miras payları bulunduğunu öne sürerek dava açmışlardır. Davalı taraf, dava ve temyize konu taşınmazların bir bölümünün kök miras bırakan Bekir Ağaoğlu, Abdullah Aslan'a ait olduğunu, ölümünden sonra mirasçıları arasında paylaşıldığını taşınmazların kendi miras bırakanlarının miras payına isabet ettiğini, dava ve temyize konu bir bölüm taşınmazında kök miras bırakana ait olmadığını kendi miras bırakanları tarafından imar ihya edildiğini ve satın alındığını savunmuştur.
Kural olarak, mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için kök miras bırakanının ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının bir araya gelerek, terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi miras payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmeleri gerekir. Mahkemece, kök miras bırakan, Bekir Ağaoğlu, Abdullah Aslan'ın ölümünden sonra mirasçılar arasında yöntemine uygun bir şekilde paylaşmanın yapılıp yapılmadığı sağlıklı bir şekilde araştırılmamıştır. Kural olarak kök miras bırakana ait olan bir taşınmaz ya da taşınmazların miras bırakanın ölümünden sonra bir ya da bir bölüm mirasçı tarafından, bir insan ömrüne ulaşan süre ile kullanılmış olması mirasçılar arasında paylaşmanın yapıldığının kabulü için tek başına yeterli kanıt değildir. Paylaşmanın yapıldığının diğer delillerle de belirlenip güçlendirilmesi zorunludur.
Dava ve temyize konu taşınmazlardan 103 ada 8, 107 ada 37 parsel sayılı taşınmazların davalıların miras bırakanı Hacı İsmail tarafından imar ve ihya edildiği 102 ada 3, 107 ada 49, 109 ada 18, 113 ada 83, 101 ve 102 parsel sayılı taşınmazların ise davalıların miras bırakanı Hacı İsmail tarafından dava dışı üçüncü kişilerden satın alındığı mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Hal böyle olunca sözü edilen taşınmazların kök miras bırakan Bekir Ağaoğlu Abdullah Aslan'ın terekesine dahil olmadığı, davacılar ile katılan davacının sözü edilen taşınmazlar üzerinde terekeden miras yoluyla gelen bir haklarının bulunmadığının kabulü gerekir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için az yukarıda ada ve parsel sayılı belirtilen taşınmazlar dışında kalan dava ve temyize konu taşınmazların tarafların kök miras bırakanı Bekir Ağaoğlu, Abdullah Aslan'a ait olduğu kabul edilerek ölümünden sonra az yukarıda belirtilen biçimde mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşma, yapılıp, yapılmadığı saptanmalı, bu nedenle sözü edilen taşınmazlar başında yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ve tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan kök miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun biçimde paylaşma yapılıp yapılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı, ayrı dinlenerek aykırılık giderilmeli, kök miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmazların bulunup, bulunmadığı taraflardan sorulup saptanmalı, var ise tesbit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, sözü edilen dava dışı taşınmazların tesbitlerinin hangi hukuksal olgulara göre yapıldığı araştırılmalı, bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerin beyanları denetlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Ali ve Zeynep Aslan ile davaya katılan Cebbar Veziroğlu'nun temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy