(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 24.5.2005 günü belirlenen saatte temyiz edenler Hüseyin Yaraş ve arkadaşları vekili Av. Bayram Erkol ile aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Av. Gülderen Şahin geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 108 Ada 313 parsel sayılı 485151,13 m2 ve 108 Ada 316 parsel sayılı 75338,67 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar dava dışı taşınmazların 100 dönüm fazlası olarak davalı hazine adına tesbit edilmiştir. Davacılar Hüseyin Yaraş, Hatice Okan, Neriman Çatal, Durkadın ve Ayşe Nacakçı, Ümmügülsüm Uslu ve Havva Korkmaz dedelerinden gelen taşınmazların miras bırakanları adına tapuda kayıtlı olduğunu öne sürerek ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 108 Ada 313 ve 316 parsel sayılı taşınmazların tesbit gibi davalı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsamadığı, davacılar adına dava dışı taşınmazlarda kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla 100 dönümden fazla taşınmazın tespit ve tescil edildiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı tarafın dayandığı Şubat 1306 tarih 45 ve 46 sayılı 10 dönüm yüzölçümünde, 50 sayılı 20 dönüm yüzölçümündeki tapu kayıtlarından Şubat 1306 tarih 45 sayılı tapu kaydında, sınırlar, yönsüz olarak cebel ve dere, 46 sayılı tapu kaydında ise kızıltaş ve tarik, (tavil) tepesinin sırcığı, (şirakı) ve cebel ve öz, 50 sayılı tapu kaydında ise nukartepesi (sukaziri) ve çay, Karaovalı pınar özü ve Abdullah Çavuş olarak tarif edilmiştir. Davacıların dayandığı Şubat 1306 tarih 50 sayılı tapu kaydında tarif edilen Abdullah Çavuş sınırı dışında kalan sınırların bir bölümünün her yerde bulunması mümkün olan doğal nitelikte, bir bölümünün ise nokta sınır niteliğinde, bir bölümünün de istikamet belirleyen sınır yerleri olduğu Abdullah Çavuş olarak tarif edilen sınır yerinin taşınmazların çevresinde bulunmadığı dikkate alındığında dayanılan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsaması olanaksızdır. Öte yandan davacılar adına dava dışı 70 ve 77 parsel sayılı taşınmazlarda 100 dönümden fazlasıyla taşınmaz malın tespit edilip kesinleştiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davacı tarafın tutunduğu Şubat 1306 tarih 45, 46 ve 50 sayılı taşınmazların dava konusu taşınmazlara ait olmadığı, bir başka deyişle çekişmeli taşınmazları kapsamadığı ve davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmünde, aynı çalışma alanı içerisinde bir kişinin kayıtsız ve belgesizden edinebileceği toplam taşınmaz miktarının kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönüm olabileceği dikkate alındığında, yerel mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Kaldı ki, kural olarak taşınmazlar üzerinde hayvan otlatmak suretiyle sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Her ne kadar davacı taraf paylaşmaya dayanmış ise de paylaşmanın yapıldığı günden dava ve temyize konu taşınmazların kadastro tespitinin yapıldığı güne kadar taşınmazlar üzerinde davacıların bağımsız olarak iktisap sağlayan 20 yıllık sürenin geçmediği de dosya içeriği ile belirlenmiştir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacıların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı hazine yararına takdir ve tespit olunan 400 milyon lira avukatlık parasının davacılardan alınarak davalı Hazineye verilmesine, harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 24.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy