(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Davacı hazinenin temyizi, davalı tarafın usulün 93. ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde dava konusu 103 ve 104 parsel sayılı taşınmazlara yöneltilen davaları kabul etmesi nedeniyle sözü edilen 103 ve 104 parsel sayılı taşınmazların davacı hazine adına tesciline ilişkin hükümler dışında kalan dava konusu 112, 115, 119 ve 183 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükümlere yöneliktir.
Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan bozma dışında kalan yönler ise kesinleşir. Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Hükmüne uyulan bozma kararında duraksamasız vurgulandığı gibi, davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14/son maddesi hükmünde aynı çalışma alanı içerisinde bir kişinin kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinebileceği toplam taşınmaz miktarının sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm olduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece bozma kararına uyulduğu halde bu konuda yöntemine uygun şekilde bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davalıların ve miras bırakanlarının açık kimliklerinden söz edilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14/son maddesi hükmünde vurgulandığı gibi aynı çalışma alanı içerisinde davalılar ve miras bırakanları adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla dava dışı başkaca taşınmaz mal tespit, ya da tescil edilip, edilmediğinin Tapu Sicil Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden ayrı, ayrı sorulup saptanmalı, var ise, sözü edilen taşınmazlarla ilgili tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, görülmekte olan davalardan biri hakkında verilecek hükmün, diğer davanın sonucunu etkileyeceği, bu nedenle davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı dikkate alınarak, dava dosyalarının usulün 45. ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca birleştirileceği düşünülmeli, paylı tespit edilen taşınmazlar var ise taşınmazın yüzölçümünün payda olarak kabulü ile adına pay tespit ya da tescil edilenlerin, o taşınmazdaki payına karşılık dava dışı taşınmaz ya da taşınmazlarda kaç metrekare yüzölçümünde taşınmaz mal tespit ya da tescil edildiği duraksamasız belirlenmeli, bu yolla yasanın amacına uygun biçimde etkili bir denetim ve kontrol yapılmalıdır. Ne var ki mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmadığı gibi yapılan araştırma ve soruşturma da yetersizdir. Öte yandan uzman bilirkişi Abdürrahim Ayyığ tarafından düzenlenen tarihsiz ve hakim havalesi bulunmayan harita ve rapor da hükmüne uyulan bozma kararı içeriğine uygun değildir.
Sonuç: Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gerekleri az yukarıda açıklandığı biçimde, aynen yerine getirilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile dava konusu 112, 115, 119 ve 183 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükümlerin BOZULMASINA, 03.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy