(6831 S. K. m. 1, 2) (3402 S. K. m. 5, 10, 30)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Sedat ve Cemal Gürsel Ceylan tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 106 ada 151 parsel sayılı 4999,94 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Sedat ve Cemal Gürsel Ceylan adına tesbit edilmiştir. Hayati Doğansoy'un başka tapu kaydına, tapu dışı bağışa ve zilyetliğe dayanan itirazı üzerine kadastro komisyonunca taşınmazın malikhanesi iptal edilerek 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 10. maddesi hükmü uyarınca malikinin mahkemece tayin edilmek üzere tutanak ve ekleri kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın davacı Hayati Doğansoy adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Sedat ve Cemal Gürsel Ceylan tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında yerel mahkemenin yaptığı araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmaz 3402 sayılı kadastro kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca tespit edildiğine göre somut olayda aynı yasanın 30. maddesi hükmünün uygulama olanağının bulunduğu tartışmasızdır. Taraflar ayrı ayrı tapu kayıtlarına dayanmışlardır.
Dava konusu taşınmazın kuzey sınırını oluşturan komşu 174 parsel sayılı taşınmazın orman niteliği ile hazine adına tespit edildiği dikkate alındığında uyuşmazlığın sağlıklı bir sonuca kavuşturulabilmesi için orman yönünden araştırma soruşturma ve uygulama yapılması zorunludur. Ne var ki, mahkemece bu doğrultuda herhangi bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. Kural olarak orman kadastrosuna tabi tutulan bölgelerde bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı kadastro tesbit gününden önce kesinleşmek koşulu ile orman sınırlandırma harita ve tutanağının yerine yöntemine uygun şekilde uygulanması yoluyla belirleneceği aksi halde aynı doğrultudaki araştırmanın 6831 sayılı orman kanunun 1. maddesi hükmü uyarınca yapılacağı kuşkusuzdur.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından orman sınırlandırması yapılıp yapılmadığı yapılmış ise daha sonra orman sınırlarında 6831 sayılı Orman Kanunun 1744 sayılı Kanunla Değişik 2. aynı yasanın 2896, 3302 ve 3373 sayılı yasalarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırlarında değişiklik yapılıp yapılmadığı orman idaresinden sorulup saptanmalı, bu yönetimsel işlemlerin dayanağı harita ve eki belgeler kesinleşme günlerini de gösterecek şekilde orman idaresinden getirtilmeli, kuşkusuz az yukarıda açıklandığı üzere dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman sınırlandırması yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırmanın 6831 sayılı orman kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca yapılacağı düşünülmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman ormancı bilirkişi ve tapu fen memuru tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, az yukarıda belirtilen biçimde yöntemine uygun şekilde orman araştırması yapılmalı, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı sonucuna varıldığı takdirde dava ve temyize konu taşınmazın hangi tarafın tutunduğu tapu kaydının kapsamında kaldığı yöntemine uygun biçimde duraksamasız belirlenmeli, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu sonucuna varıldığı takdirde 3402 sayılı kadastro kanunun 45. maddesi hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği düşünülmeli, ayrıca taşınmazın tespitinin sözü edilen yasanın 5. maddesi hükmüne göre yapıldığı aynı yasanın 30. maddesi hükmünün somut olayda uygulama olanağı bulunduğu dikkate alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy