(2709 S. K. m. 138) (1086 S. K. m. 151, 237)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Recep Aydın tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Dava ve temyize konu 138 parsel sayılı 10200 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak Hüseyin Hafızoğlu ve paydaşları adına tesbit ve tescil edilmiştir. Taşınmaz daha sonra satın alma yolu ile davalı Recep Aydın'a intikal etmiştir. Davacı Efraim Palabıyık'ın itirazı kadastro komisyonunca kabul edilmiştir. Davacı kadastro komisyon kararının kesinleştiğini, 139 parsel sayılı taşınmaz hakkında kendisine verilen çaplı tasarruf belgesinin de buna uygun olduğunu ve 139 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 16900 m2 olduğu halde tapu kütüğüne ilk kadastro tespitindeki yüzölçümü ve geometrik şekli ile tescil edildiğini öne sürerek 138 parsel sayılı taşınmaz hakkında oluşan tapu kaydının kısmen iptali ile 139 parsel sayılı taşınmazın 16900 m2 olarak adına tescili istemi ile davalı Recep Aydın, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine dava açmıştır. Mahkemece davalı Recep Aydın'a yönelik davanın kabulüne, diğer davalılara yönelik davaların husumet nedeni ile reddine, dava konusu 138 parsel sayılı taşınmazın 9.6.2003 havale günlü uzman bilirkişi raporunda (A) harfi ile işaretli 6200 m2 yüzölçümündeki kesimine ait tapu kaydının iptali ile sözü edilen bölümün davacıya ait aynı köy 139 parsel sayılı taşınmaza eklenmesi sureti ile 16900 m2 olarak tapuya kayıt ve tesciline, 138 parsel sayılı taşınmazın 4000 m2 olarak tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Recep Aydın tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı tarafın temyizi dava konusu 138 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyonunca ve hükme dayanak yapılan keşifte düzenlenen uzman bilirkişi haritasında (A) harfi ile işaretli 6200 m2 yüzölçümünde davacı taraf adına tescile karar verilen bölümle ilgili hükme yöneliktir. Kadastro sırasında dava dışı 139 parsel sayılı taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davacı taraf adına tespit edilmiştir. Davacı taşınmazın yüzölçümünün eksik olduğunu öne sürerek tesbite yasal süresinde itiraz etmiştir. Davacının itirazı kadastro komisyonunca kabul edilerek 138 parsel sayılı taşınmazın haritasında (A) harfi ile işaretli 6200 m2 yüzölçümündeki kesiminin davacı taraf adına tespit ve tescil edildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Ne var ki siciller oluşturulurken kadastro komisyonunca 138 parsel sayılı taşınmazın ifraz edildiği, (A) harfi ile işaretli 6200 m2 yüzölçümündeki kesiminin davacı taraf adına tesbit ve tesciline karar verildiği, bu nedenle 138 parsel sayılı taşınmazın geometrik durumunun ve yüzölçümünün değiştirildiği gözardı edilerek dava dışı 139 parsel sayılı taşınmaz ile dava konusu 138 parsel sayılı taşınmazın tesbit gibi tescil edildiği, davalı tarafın daha sonra dava konusu 138 parsel sayılı taşınmazı kayden temlik yoluyla temellük ettiği anlaşılmaktadır.
Kural olarak sicillerin doğru tutulmasından devlet ve dolayısıyla hazine sorumludur. Kadastro komisyonları idari birimde yer almakla birlikte oluşturdukları kararlar içerikleri itibariyle nitelikleri yönünden yargısal kararlardandır. Anayasanın 138. maddesi hükmüne göre kesinleşmiş olmak koşuluyla yargı kararlarının aynen yerine getirilmesi zorunludur. Dava konusu 138 parsel sayılı taşınmazın tapu sicilinin itiraz üzerine oluşturulan kadastro komisyon kararı gözardı edilerek oluşturulmasıyla, davacı tarafın bu davayı açtığı dosya içeriğiyle belirlenmiştir.
Öte yandan iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden çekişmeli taşınmaz başında 30.5.2003 gününde yapılan keşifte davalının tutanağa geçen usulün 151. maddesi hükmü uyarınca imzasıyla belgelendirilen beyanına göre davayı kayıtsız koşulsuz kabul ettiği anlaşılmaktadır. Kural olarak feragat, kabul gibi irade beyanları usulün 151. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde belgelendirilmiş olmak koşuluyla tanımlaması usulün 237. maddesi hükmünde öngörülen biçimde kesin hükmün bütün sonuçlarını doğurur. Davalı tarafın yöntemine uygun kabul beyanından sonra öne sürdüğü nedenler dosya içeriği, uyuşmazlığın niteliği dikkate alındığında kabulden dönmeyi haklı gösterecek hukuksal nedenlerden değildir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı Recep Aydın'ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA- peşin alınan ilam harcının mahsubu ile geriye kalan 1.850.000 TL, (1.85 YTL) ilam harcının davalıdan alınmasına, 02.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy