(3402 S. K. m. 4, 5)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi Mamo dikencik mirasçılarından davalı Musa dikencik tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 40 ada 27 parsel sayılı 6780m2 yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı aynı ada 25 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının miktar fazlası olarak davacı hazine adına tesbit ve tescil edilmiştir. Askı ilan süresinden ve bu nedenle tutanağın kesinleşmesinden sonra Nuh Gürler'in tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak yaptığı itiraz kadastro komisyonunca kabul edilerek dava konusu taşınmaz Mamo Dilaveroğlu (Dikencik) adına tescil edilmiştir. Davacı hazine, davalı adına yapılan tescil işleminin usulsüz olduğunu ayrıca dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek Mamo Dilaveroğlu (Dikencik) mirasçılarını hasım göstermek suretiyle tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu eski 40 ada 27 parsel, yeni 555 ada 7 parsel sayılı taşımazın Mamo Dikencik adına kayıtlı bulunan tapu kaydının iptaline taşınmazın davacı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Mamo Dikencik mirasçılarından davalı Musa Dikencik tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre, dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 sayılı kadastro kanunun 12/3 maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir. Dava ve temyize konu taşınmaz, dava dışı eski 40 ada 25 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt miktar fazlası olarak davacı hazine adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresinden sonra dava dışı Nuh Gürler'in itirazı üzerine taşınmazın kadastro komisyonunca Mamo Dilaveroğlu (Dikencik) adına tescil edildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın askı ilanı 1.10.1985, 1.12.1985 günleri arasında yapılmıştır. Tespite dava dışı Nuh Gürler askı ilan süresinin dolumundan sonra itiraz etmiştir.
Hal böyle olunca çekişmeli taşınmazın hazine adına yapılan tespiti kesinleşmiştir. Askı ilan süresi geçtikten, taşınmazın kadastro tesbiti kesinleştikten sonra yapılan itiraz üzerine oluşturulan komisyon kararı ile bu karara ek olarak oluşturulan komisyon kararının yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Her ne kadar hüküm yerinde dayanaktan yoksun komisyon kararı ile ek komisyon kararının iptaline karar verilmemiş ise de öğretide ve uygulama kararlılık kazanan görüşlere göre, itiraz edilmekle tespit, dava açılmakla kadastro komisyon kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Öte yandan 11.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu 2613 sayılı Yasa ile 766 sayılı Yasaları yürürlükten kaldırılmıştır. Sözü edilen 3402 sayılı Kadastro Kanununun geçici 4/1 ve 5. maddesi hükümlerine göre görülmekte olan davalara bu kanun hükümlerinin uygulanacağı duraksamasız vurgulamıştır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı Mamo Dikenci mirasçılarından Musa Dikencik'in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin yatırılana 24.700.000 Lira harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.06.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Dava ve temyize konu taşınmaz dava dışı eski 40 ada 25 parsel sayılı taşınmaza uygulanan hisseli tapu kaydı miktar fazlası olarak 26.7.1985 tarihinde davacı hazine adına tesbit edilmiştir. 3402 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan 2613 sayılı Kanun hükümleri uyarınca oluşturulan komisyon, 3402 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinde verilen yetkiye istinaden dava dışı davacıların murisi Mehmet oğlu Memo Dilaveroğlu (Dikencik)'nun paydaşı bulunduğu 11.12.1945 tarihli 64 no'lu 3.11.1960 tarih 4 ve 28.4.1965 tarihli 5 sıra no'lu kayıtlı taşınmaz kaydına dayanılarak komisyonca kabul gören 2613 sayılı Kanunun 26. maddesi ve ilgili tüzüğün 33. maddesine dayalı paydaş Ali Gürler mirasçısı Nuh Gürler'in 27.5.1986 yaptığı gecikmiş itiraz ile yine Ali Gürler mirasçılarından Mennan ve Karamehmet Gürler'in itirazları birleştirilerek paydaşların aralarında yaptıkları paylaşma değerlendirilerek, taşınmazların nitelikleri de takdir kılınarak dayanılan tapu kaydı kapsamında kaldıkları gerekçesiyle 25 ve 27 no'lu parsellerin davaların murisi adına kayıt ve tesciline, 23 no'lu parselin ise muterizlerin miras bırakanı Ali oğlu Ali Gürler adına, 21.3.1988 tarihinde tesbit ve tesciline karar verilmiştir ve bu karar 2.6.1988 tarihinde İlçe Mal Müdürlüğüne tebliğ olarak 24.6.1988 tarihinde kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiştir. Davacı hazine 24.6.1997 tarihinde iş bu davayı ikame etmiştir. Hal böyle olunca komisyon kararının yok hükmünde sayılması hukuken mümkün değildir. Şöyle ki, 2613 sayılı Kanunun 26. maddesi gereğince alakadarlardan askı ilanı sırasında o şehir veya köyde bulunanlar iki aylık askı ilan süresi içerisinde bulunmayanların durumu kanıtlanmak kaydıyla kadastro heyetlerinin çalışmalarının o şehir ve köyde sonuçlanana kadar itirazda bulunabilirler. Hal böyle olunca, dava dışı paydaş Ali Gürler mirasçılarından Nuh Gürler'in yaptığı itiraz süresindedir. Komisyonun itirazı geçici 5. maddeye göre 3402 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde sonuçlandırması zorunludur. Öte yandan 2613 sayılı Kanuna göre itiraz üzerine komisyonların tesbit malikleri ve itiraz edenlerin dışında itirazlı taşınmazı veya taşınmazları gerçek hak sahibi olduğu saptanan 3. bir kişiye tesbit etmesi mümkündür. Ancak, 3402 sayılı Kanun buna cevaz vermemektedir. Ne var ki, bu hususlar yerel mahkemece verilen kararda tartışılmamıştır. İlke olarak eski kanunun lehe olan hükümlerinden itiraz edenin yararlanması gerekir, kazanılmış hak kuralı bunu gerektirir. Hal böyle olunca, mahkemece tüm deliller toplanarak ve mahallinde keşifte yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenlerle yerel mahkemece varılan sonuç isabetsiz, davacıların temyiz itirazları yerindedir. Bu nedenle hükmün bozulması düşüncesi ile onama yönündeki çoğunluk görüşüne karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy