(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 311 ada 1, 2, 3, 4, 317 ada 3, 4, 5, 6, 7, 336 ada 13 ve 384 ada 9 parsel sayılı sırasıyla 362.87 m2, 3099.83 m2, 2922.65 m2, 1503.68 m2, 1251.46 m2, 1716.79 m2, 1583.08 m2, 553.65 m2, 836.76 m2, 689.97 m2 ve 926.66 m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan, 311 ada 1, 2, 3, 4 ve 317 ada 3, 4, 5, 67 parsel sayılı taşınmazlar vergi kaydına, paylaşma, bağış ve satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak sırasıyla davalılar, Ayşe Hıra, Himmet Ölmez, Ali Rıza Güngör, Turgut Güngör, Salih Güngör, Hüseyin Güngör, Mustafa Boz, Hamdi Güngör, Hatice Gülden adına, 336 ada 13 parsel sayılı taşınmaz ise vergi kaydına, satın almaya, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Fikret Güngör adına, 384 ada 9 parsel sayılı taşınmaz miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Gürol Güngör adına tesbit edilmiştir. Davacı Zeynep Kardeş, miras yoluyla gelen hakka dayanarak ve paylaşımın yapılmadığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davacının 384 ada 9 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının feragat nedeniyle, diğer dava konusu taşınmazlara yönelik davasının esastan reddine, dava konusu tüm taşınmazların tesbit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava niteliği ve içeriği itibariyle miras payına yöneliktir. Dava ve temyize konu taşınmazların davacı tarafın miras bırakanı İbrahim'e ait olduğu, miras bırakanın ölüm gününden sonra 1964 yılında İbrahim mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde taşınmazların paylaşıldığı, paylaşmanın yapıldığı 1964 yılından kadastro tespitlerinin yapıldığı 2003 yılına kadar 20 yılı aşkın süre ile taşınmazlar üzerinde davalıların zilyet bulunduğu, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Kural olarak mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek, terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi miras payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerekir. Bu olgunun duraksamasız saptanamaması halinde ise mirasçılar arasında az yukarıda tanımlanan biçimde paylaşmanın yapılıp, yapılmadığı diğer delillerle de kanıtlanabilir. Kural olarak miras bırakanın ölüm gününden kadastro tespitlerinin yapıldığı güne kadar bir insan ömrüne yakın süre ile taşınmazların davalıların zilyetliğinde olduğu yanlar arasında herhangi bir uyuşmazlık çıkmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Taşınmazların paylaşıldığı günden Kadastro tespitine kadar yanlar arasında uyuşmazlık çıkmamış, kuşkusuz paylaşmanın yapıldığı günden, kadastro tesbitlerinin yapıldığı güne kadar yanlar arasında uyuşmazlık çıkmamış olması, paylaşmanın yapıldığının başlı başına kanıtı değilse de, dosya kapsamında toplanan diğer delillerle bu olgu belirlenmiştir. Kaldı ki dava ve temyize konu taşınmazların bir bölümünün tereke karşısında 3.kişi durumunda bulunan ve mirasçı olmayan kişiler tarafından 20 yılı aşkın süre ile zilyet oldukları da belirlenmiştir. Taşınmazlar tapuda kayıtlı olmadığından menkul mal hükümlerine tabidir. Zilyetlikte iyi niyet koşul değildir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular ile davacının 384 ada 9 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasından feragat ettiği de dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 1.100.000.-TL (1.10.-YTL) harcın temyiz edenden alınmasına, 26.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy