(3402 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasında görülen davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 sayılı kadastro kanunun 12/3. maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir.
Dava kapsamı itibariyle iddianın öne sürülüş biçimi ve savunma dikkate alındığında uzman bilirkişi Süleyman Ö. tarafından düzenlenen 9.8.2004 günlü haritada dava konusu 463 parsel sayılı taşınmazın doğusunda sınır oluşturan haritada kırmızı renklerle gösterilen yol ile kadastro paftasında dava dışı 487 ve 895 parsel sayılı taşınmazlar arasında ortak sınır olarak gösterilen yeşil renkle taralı yol arasında kalan ve tespitte davaya konu yapılan 463 parsel sayılı taşınmaz içerisinde tespit edildiği belirlenen bu nedenlerle tutanağı düzenlendiği anlaşılan bölüme ilişkindir.
Dava konusu 463 parsel sayılı taşınmazın tespitinin 12.7.1974 tarihinde kesinleştiği davanın 22.4.2004 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile belirlenmiştir. Davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı kadastro kanunun 12/3 maddesi hükmünde bu nitelikteki davaların 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılacağı vurgulanmıştır. Ne var ki, dava ve temyize konu taşınmazın tespitinin kesinleştiği gün ile davanın açıldığı gün arasında 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde sözü edilen kamu düzenine ilişkin bu nedenle mahkemece resen gözetilmesi zorunlu bulunan 10 yılık hak düşürücü süre geçmiştir.
Sonuç: Mahkemece bu olgu dikkate alınarak davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda yanılgıya düşülerek işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi davada hasım gösterilen tapu sicil müdürlüğünün tespitin ve taşınmaz hakkında oluşan tapu kaydının maliki olmadığı dikkate alınarak tapu sicil müdürlüğüne yöneltilen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken tapu sicil müdürlüğü aleyhinde kesin hüküm oluşacak biçimde hüküm kurulması isabetsiz davalı Tapu Sicil Müdürlüğünü temsilen hükmü temyiz eden Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan ilam harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 03.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy