(3402 S. K. m. 14, 20)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Mahkemece dava ve temyize konu 111 ada 16 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafın tutunduğu davacı Hazinenin taraf olduğu tescil davasında oluşan tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca kayıtların haritaya dayanmaları halinde kapsamlarının haritasına göre belirlenmesi zorunludur. Tespitin dayanağı davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının haritasının bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının dayanağı tescil haritasının ölçeğini gösterecek şekilde onaylı örneği Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 4753, 5618 ve 4342 sayılı yasa uyarınca yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmış ise 4753 ve 5618 sayılı yasalar uyarınca yapılan mera tahsis haritası ve eki belgelerin Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden, sonradan yapılan yasal değişiklik ile sözü edilen harita ve eki belgeler Özel İdare Müdürlüğüne devredilmiş ise, sözü edilen belgelerin Özel İdare Müdürlüğünden istenmesine, 4342 Sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılmış ise tahsis haritası ve eki belgelerin ise Mülki Amirlikten istenmeli, bundan sonra dava konusu taşınmaza doğuda ve güneyde komşu 17 ve 30 parsel sayılı taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları belgeler davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yerel ve uzman bilirkişi hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle geniş kapsamlı kadastro paftası, mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritası ve tespite dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu tescil hükmü ile oluşan tapu kaydının dayanağı haritanın ölçekleri eşitlenmeli, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki, doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla davalı tarafın dayandığı tapu kaydının dayanağı hüküm ile eki haritanın dava konusu taşınmazı tümü ile kapsayıp kapsamadığı, taşınmazın tümünün ya da bir bölümünün tapu kaydının dayanağı harita kapsamında kalmadığı saptandığı takdirde mera tahsis haritasının kapsamında kalıp, kalmadığı, mera tahsisi yapılmamış ise tapu kaydının miktar fazlasından oluşan kesimin sınırda bulunan eylemli meraya el atılarak kazanılıp kazanılmadığı duraksamasız belirlenmeli, bu konuda yöntemine uygun biçimde araştırma ve soruşturma yapılmalı, bu değerlendirme yapılırken yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise bu konuda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, öte yandan tapu kaydının miktar fazlasından oluşan bölümün mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde kaydın oluştuğu gün ile kadastro tespitinin yapıldığı gün arasında iktisap sağlayan 20 yıllık sürenin geçip geçmediği dikkate alınmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 09.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy