(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar : Kadastro sırasında 152 ada 30, 66, 174 ada 58, 61, 185, 115 ada 177, 205, 206,; 182 ada 41, 71, 74, 76, 178, 179, 187; 189 ada 236, 198 ada 149, 204 ada 104, 205 ada 4, 207 ada 13 ve 25 parsel sayılı taşınmazlar davalı olduğundan söz edilerek malikaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 174 ada 210 parsel sayılı 125.504,66 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise ham toprak niteliği ile davalı hazine adına tespit edilmiştir. Tespitten önce davacı H. Alkan tarafından davalılar hazine, Küpeli köyü Tüzel Kişiliği, M. ve M. Alkan aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesine açılan elatmanın önlenmesi ve tescil davasına H. B. Odabaşı ve M. Sönmezdağ davalılar yanında davaya dahil edildikten sonra mahkemece oluşturulan hüküm kesinleşmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne haklarında açılan davanın derdest olmadığı gerekçe gösterilerek 115 ada 177, 182 ada 187 ve 189 ada 236 parsel sayılı taşınmazların tutanak ve eki belgelerin olağan yönteme göre kadastroların tamamlanması için Kadastro Müdürlüğüne geri çevrilmesine, 152 ada 30, 66, 174 ada 58, 61, 115 ada 205, 206, 182 ada 41, 71, 74, 76, 178, 179, 198 ada 149, 204 ada 104, 205 ada 4, 207 ada 13 ve 25 parsel sayılı taşınmazların tümü ile 174 ada 210 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada (A) harfi ile işaretli 4776 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı H. Alkan ile davalılar M. Alkan ve M. Alkan mirasçıları, 174 ada 185 ve 198 ada 149 parsel sayılı taşınmazların ise davacı H. Alkan ve davalı M. Alkan adlarına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava ve temyize konu 152 ada 30 ve 66 parsel sayılı taşınmazların tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan davanın kapsamında kaldığı davanın açıldığı günde adına tescil kararı verilen zilyet davacı H. Alkan ile davalılar M. Alkan ve M. Alkan mirasçıları yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama, bilirkişi ve tanık sözleri, uzman bilirkişinin haritalı raporu ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Delillerin değerlendirilmesi mahkemeye aittir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalı hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
2- Dava ve temyize konu 174 ada 210 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 8.9.2003 günlü haritada A harfi ile gösterilen 4776 m2 yüzölçümündeki kesim ile 198 ada 149; 174 ada 58, 61 ve 185; 115 ada 205, 206; 182 ada 41, 71, 74, 76, 178 ve 179; 204 ada 104; 205 ada 4; 207 ada 13 ve 25 parsel sayılı taşınmazların tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılan dava ile dayanılan kesin hükmün kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek zilyedi davacı ve davalılar adlarına payları da gösterilmek suretiyle tescil hükmü kurulmuştur.
Dava konusu taşınmazların dayanılan kesin hükmün kapsamında kaldığı mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Kural olarak kesin hüküm kamu düzenine ilişkin, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekli olumsuz dava koşullarındandır. Öte yandan aynı taşınmaz ya da taşınmazlarla ilgili olarak kesin hükmün varlığı halinde sonraki günlü uyuşmazlıkların önceki günlü kesin hükme göre çözümlenmesi zorunludur. Gerçekten bu hukuksal olgu sağlıklı sonuca varmanın temel koşullarındandır. Mahkemece bu hukuksal olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile az yukarıda ada ve parsel sayıları belirtilen taşınmazlarla ilgili hükmün ONANMASINA, hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
3- Dava ve temyize konu 115 ada 177, 182 ada 187, 189 ada 236 parsel sayılı taşınmazlar hakkında Asliye Hukuk Mahkemesine açılan tescil davasının yapılan yargılaması sırasında 27.7.1994 tarihli keşifte atiye bırakıldığı bu nedenle sözü edilen taşınmazlara yöneltilen davaların açılmamış sayılmasına karar verildiği ve bu doğrultudaki hükmün kesinleştiği dosya içeriğiyle belirlenmiştir.
Hal böyle olunca az yukarıda ada ve parsel sayıları belirtilen taşınmazlarla ilgili uyuşmazlığın kadastro mahkemesinde çözümlenmesi olanaksızdır.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak taşınmazların olağan yönteme göre kadastrolarının tamamlanması için tutanak ve eki belgelerin kadastro müdürlüğüne geri çevrilmesine dair oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
4- Dava ve temyiz konusu 199 ada 69 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak açılan dava hakkında hüküm yerinde olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmadığı dosya kapsamı ile belirlenmiştir. Kural olarak kadastro hakimi kendisine açılan dava ya da davalar hakkında infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlüdür.
Sonuç: Mahkemece dava konusu 199 ada 69 parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm yerinde infazı mümkün olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olması isabetsiz davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 21.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy